Aile etkinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aile etkinliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Akıp Giden Zaman

Buraya yazmayalı ne kadar uzun zaman oldu. Elif 5 yaşında, Bilge 8.5 ve Meryem 11 yaşında. Zaman o kadar hızla akıp geçiyor ki insan bireyleri bir yerlere not etmeden yaşanılan anların zenginliği farkedemiyor. O yüzden döndüm dolaştım yine buraya geldim ve iyi ki de geldim. Geçen zamanda o kadar çok güzel şeyler oldu ki ben sanki o güzel anıları çocuklarımdan çalmışım gibi hissediyorum şu anda. Aslında bu blog sadece benim not defterim değil. Aynı zamanda bir sorumluluk.
Elif iki tekerli bisiklet sürmeye bu yazın başında başladı ve çok güzel sürüyor. En son cocuklarla hep bareaber Newport On the Levee'ye gittik. Mor köprüyü bisikletlerimizle geçtik ve Ohio nehir kenarında biraz turladıkü. Köprüyü bisiklet ıle geçmek yürüyerek geçmekten çok daha eğlenceliydi. Ayrıca bisiklet üzerinde olunca karşı tarafta daha uzun yol alabildiğimiz farkettik.


Çocuklar büyükçe iletişimimiz şekil değiştiriyor. Birlikte yaptığımız aktiviteler onların ilgi alanına ve tabii ihtiyaçlarına göre farklılık gösteriyor. Mesela Meryem ile mutfakta daha çok vakit geçiriyoru veya bazen aynı kitapları okuyup kitap hakkında konuşuyoruz. Meryem mutafa çoğunlukla tatlı yapmak için giriyor. Birlikte havuçlu kek denedik.İlkinde çok güzel oldu. İkincisinde ben nutmeg'i fazla kaçırmışım biraz hayal kırıklığına uğradık. 
Meryem ile Açlık Oyunları kitap serisini çok çok severek okuduk. Sanırım bütün seriyi bir hafta içinde bitirmiştik. Okurken birbirimize daha ileriden ipucu vermemeye çalışıyorduk ama aynı zamanda heyecanlı bişey olduğunda ikimizde paylaşmak için sabırsızlanıyorduk. 
Birlikte okuduğumuz bir diğer kitap göçmen çocukların hayatında kesitler sunan bir kitaptı. Meryem bu kitabı benden çok daha önce bitirdi. Ben biraz ağırdan aldım galiba ama bu kitabı bitirince onun neden konuşmak için sabırsızlandığını çok iyi anladım. 
İkimizin de severek okuyacağı kitapları bulmak her zaman kolay olmuyor ama bulunca  sanki herkesten gizli özel bir alanı birlikte paylaşıyormuş gibi hissediyoruz. 


Bilge ile bahçecilik ve doğa keşfi birlikte yapmayı sevdiğimiz aktiviteler arasında. O da ben de doğayı çok seviyoruz. Doğadaki yenilebilir bitkileri keşfetmek çok keyifli. Bilge biraz daha büyüsün, sırt çantamızı alıp uzun doğa yürüyüşlerine çıkacağımız günler yakındır.

Çocuklar her zaman istemese de düzenli olarak yaptığımız bir diğer aktivite anne ile matematik zamanı. Bu biraz mesleki ilgiden biraz da çocukların geleceğini karşı yaptığımız bir yatırım. Benim en sevdiğim yanı çocuklarımın düşünme tarzlarındaki farklılığı keşfediyor olmak. Mesela Bilge bir problem üzerinde çalışırken her aşamasını kendisi keşfetmek istiyor. Bu hem iyi hem kötü. İyi yanı kendi öğrenmesini tam anlamıyla kendisi yapılandırıyor. Kötü tarafı ise ona yeni bir şey öğretmek bazen deveye hendek atlatmak gibi. Daha etkili bir yöntem var diyorum ama beni dinlemeye ikna etmek epey bir zamanımı alıyor.

29 Nisan 2018 Pazar

Bir Küçük Dal ve Bir Adet Yabani Kestane

New York Central Park'ta Bilge ile haftasonu kaçamağımizin tadını çıkarıyoruz. Bilge şehirde oldugundan çok daha mutlu. Kayalara tirmaniyor, koşuyor ve bir sürü hayal kuruyor. Buldugu bir küçük dalın ucuna bağladığı bir adet yaban kestanesi en güzel oyuncağı oldu. Balıkçı oltası yapıverdi kendisine hemen. O kendi icadi oyuncağı ile hayaller dünyasında gezer iken ben yani başımızdaki şelalenin tadını çıkarıyorum. Ne  huzurlu bir Pazar sabahı.



2 Haziran 2017 Cuma

Arka Bahçemizde Kamp

Kampa gidemiyorsak kampı evimize getiririz diyerekten çocuklarla çadırlarımızı evimizin arka bahçesine kurduk.

İki gecedir Bilge, Meryem ve ben çadırda uyuyoruz. Hem de sadece uyku tulumlarımızla. Yani şişme yatak, yorgan falan taşımadık çadırımıza. İlk gece biraz zor oldu ama dün gece üçümüz de mışıl mışıl uyuyorduk. Uyku öncesi elimizdeki fenerlerle çadırın duvarında gölge oyunları yaptık, sonra ben bir hikaye anlattım. En son çocukların masal kitabından okuduğum masal ile uykuya daldık.

Sabah güneşin ışığını üzerimizde hissederek uyanmak ve uyanır uyanmaz temiz havayı solumak çok güzeldi.

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Çocuklara Özel Zaman Ayırabilmek

Anneler aralarında dertlenmeyi çok severler. Yine birgün Sinem ile telefonda çocukların herbirisine birden koşuşturmanın ne kadar zor olduğundan bahsediyorduk. Bizim büyük olarak gördüğümüz çocuklarımızın bile bazen en küçükleri kıskandığından ve birebir iletişim kurma ihtiyaçlarına geldi söz. Haftada yarım saat birle olsan çocuk ile geçirilen birebir zamanın nasıl onlara iyi geldiğinden konuştuk. O telefon konuşması sonrası çocuklarımla geçirdiğim zamanları ve Meryem'in son zamanlarda artan şikayetlerini düşündüm. Bana sürekli olarak nasıl Bilge ve Elif'den önce birlikte zaman geçirdiğimizden ama onlar doğduktan sonra bu durumun tamamen değiştiğinden bahsediyordu. O günleri çok özlediğini söylemişti birkaç kere. Ben her ne kadar çocuklarımla vakit geçiriyor olsam da bu zaman onlara özel olmayınca bir şeyler eksik kalıyordu. Kendi kendime bir karar verdim. Haftada bir saat bile olsa birisine özel zaman ayırmakla başlayabilirdim. Bu düşüncemi Meryem ve Bilge ile paylaştım. Ama her hafta birisinin sırası olacaktı. Bu fikir çok hoşlarına gitti ve hemen sahiplendiler. Kendi haftalarınının sırasını takip eder oldular.  Bilge'nin deyimi ile "It is mommy and son time" planları yapar oldular. Genelde Panera Bread durağımız oluyor. Ben bir kahve alıyorum onlar içecek veya minik bir kurabiye. Birlikte oturuyoruz. Bazen konuşuyoruz bazen etrafı seyrediyoruz.


Meryem büyüdükçe biraz daha bilinçli olmaya başladı. En son beraber olduğumuzda bana benim günümden bahsetmemi istedi. Neler yapıyordum, günümü nasıl geçiriyordum. Bir keresinde Bilge ile üniversitenin spor salonuna gittik, orada duvar tenisi oynadık. Onlar nasıl bir plan yaparsa bir saate sığacak şekilde vakit geçiriyoruz.

Elif henüz küçük olduğu için o böyle bir talebi dile getiremiyor tabii. Ancak bizim Elif ile özel zamanlarımız mutlaka oluyor. O önde ben arkada birlikte sık sık doğa yürüyüşlerine çıkıyoruz. Birlikte hayvanları gözlemleyip çiçekleri kokluyoruz.


Bu haftalık bir saat özel zaman dilimleri Meryem'in sık sık dile getirdiği şikayetlerine son verdi. Keşke eşimizle ve dostlarımızla da bu zaman dilimini yaratabilsek. İnsan hayatın koşuşturması, telaşı derken bu özel anların önemini farkedemeyebiliyor.

26 Eylül 2016 Pazartesi

Kuzen Kardeşliği

Şu aralar yeni evimizde uzun süreli misafirlerimizi ağırlamanın keyfini sürüyoruz. Önce çocukların babaanneleri geldi. Bilge birkaç gün korku ile uyandı. Babaanne gitti mi acaba diye. Babaannesinin uzun süreli misafirimiz olduğunu anlaması ile rahatladı ve hep beraber daha geniş ailemizin keyfini sürmeye başladık. Ardından Zeynep, Kemal ve Beyza geldi. Kemal kısa süreliğine gelmişti ancak Beyza ve Zeynep bir ay bizimle birlikte idi.

Bu duruma tabii en çok Meryem ve Bilge sevindi. Kuzenleri ile ilk defa bu kadar uzun süreli vakit geçirme fırsatı yakalamışlardı ve bu paha biçilemezdi. Meryem özellikle Beyza'nın üzerine titriyor. Tabii bunda Beyza'nın da payı büyük. Yalnız bizim çocuklar değil Beyza da bizimkileri kardeşi gibi görüyor. Aslında tek bir farkla. Kardeşliğin verdiği bir rekabet durumu olmadığı için çok fazla gürültü patırtı da olmuyor. Yaşasın kuzen kardeşliği!

Elif'in durumu birazcık farklı. Elif Beyza'ya bayılıyor ancak Beyza'yı kendine rakip olarak gördüğünden midir bilinmez bazen ona zarar verebiliyor. Dolayısı ile Beyza Elif'e karşı tedbirli olmak zorunda. Beyza daha bir hafta içinde iki üç ısırma vakası atlattı.

Meryem okuldan eve öyle bir istek ve neşe ile geliyor ki... Biliyorum aslında elinde olsa Beyza'yı hep burada tutar.  Evde bodrum katındaki oyun odasında, evin arka bahçesinde, ön tarafında uzun uzun oynuyorlar.





Zeynep ve Beyza'nın buradaki evimize gelmeleri o açıdan çok iyi oldu. Alan geniş, oyun alanları çeşitli ve çocukların sıkılmaya pek bir vakti olmuyor.

Dün bahçede fıskiyeyi açtık, suda ıslandılar.


Su altında serinledikten sonra çimlere oturup güneşin tadını çıkardılar.

Daha sonra Cincinati doğa merkezine gittik. Uzun bir orman yürüyüşü yaptık. O kadar uzun yürüyüşten sonra bile hala enerjileri tükenmemişti.





Çocukların ilişkilerini sağlamlaştıracağı, birbirlerini daha iyi tanıyıp birlikte olan hatıralarını zenginleştirebileceği böyle bir fırsatı yakalamış olmalarından dolayı çok mutluyum.

Keşke böyle daha çok günlerimiz olsa.


Süpriz Misafirler

Zeynepler bizim yanımıza geleceklerinin müjdesini yazdan vermişlerdi ancak vize görüşmesine gittiklerinde görevliler onların vize durumunu biraz beklemeye almıştı. Yani vize alıp alamayacakları belli değildi. Bu durum hepimizde bir hayal kırıklığı oluşturdu. İçimizden hala belki alabilirler ve gelirler desek de çok bir umudumuz kalmamıştı. Ama hiç beklenmeyen oldu ve vizeyi alıp bize süpriz yaparak bir anda evimize gediler.

Zeyneplerin geleceği gece babaannesi çocuklara sabah size büyük bir süprizim var demişti. Bilge ve Meryem sabahki süprizi merak ederek yataklarına yattılar. Meryem uyanınca ilk işi süprizi sormak oldu. Halasını ve kuzenini karşısında görmeyi hiç beklemiyordu. Onları görünce gözlerinin içi aydınlandı sanki. Hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Sonra dönüp bana o çok bilmiş ifadesi ile "babaanne süprizim var demişti ama bu gerçekten çok büyük bir süprizmiş!" dedi.


Gerçekten de olabilecek en güzel süprizdi.

29 Haziran 2016 Çarşamba

Yaz! Yaz! Yaz!

Bu yaza da diğer yazlarımız gibi heyecanla başladık. Heyecanın yanısıra bir sürü de plan yaptık. Yazın ilk günü Meryem beni sabah erkenden kaldırdı. Elime bir kağıt tutuşturdu ve yazın yapabileceğimiz aktivitelerin listesini yaptık. Aklımıza ne geliyorsa yazdık. Bilge uyanınca o da ekledi. Bol bol yüzme, oyun, gezilerin yanı sıra çilek toplama, bowling oynama, hayvanat bahçesi gezisi gibi çok özel aktiviteler de listemizde girdi. Listenin en alt kısmına her gün düzenli yapmamız gereken çalışma programını eklemeyi unutmadık.

Hızlı bir giriş yaparak hemen ertesi günü listeden aktivitelerimize başladık.

MSU bahçelerine gezi:



Bowling:



Çilek toplama:



Buz pateni:



Lake Lansing Cumaları:
:

Hayvanat bahçesi:


Havuz, piknikler derken yazımız dolu dolu geçiyor.

Ben yaz bitmeden biraz yoruldum açıkcası. Çocuklarla birşeyler yapmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyor ve bu dolu dolu geçen zamanlarımızı seviyorum ama bazen biraz nefes almaya ihtiyaç duymuyor değilim doğrusu. Öyle zamanlarda en kısa sürede evden kendimi dışarı atıyor ve bir kafeye gidiyorum. Bilgisayarımın başında sessiz sessiz kahvemi yudumlayıp ağır aksak biraz iş yapmaya çalışıyorum. Ancak asıl amacım aşağı inen enerjimi tekrar yukarılara çekmek.


Daha yaz uzun ama listemiz de çok uzun.  Yani biz bu yaza daha neler sığdırabiliriz neler...

20 Mayıs 2016 Cuma

Öğrenme Aralığının Genişlemesi

Çocuklar insan hayatında yeni öğrenmelerin vesilesi oluyor. Çocuk sahibi olur olmaz daha önce öylesine duyup anlamını tam bilmediğimiz veya daha önce hiç karşılaşmadığımız yeni kavramlar hayatımızın parçası oluveriyor birden. Bu öğrenme durumu özellikle yabancı bir ülkede çocuk yetiştirenler için çok daha fazla oluyor. Bebek sarılığının "jaundice" olduğunu veya "bugger" kelimesinin sümük anlamında kullanıldığını çocuklarla öğrendim mesela.
Meryem'in okuma çalışmaları sırasında uzun a ve kısa a gibi harflerin ayrıldığını, sonra süper kahraman e harfini tanıdım. İnsan her çocuğu ile yeni bir dünyaya yolculuk yapıyor. Bu yolculuk sırasında karşılaşılan zorluklar veya çocukların ilgi alanına göre şekillenen hedefler yeni öğrenmeleri getiriyor. Meryem'in hayvan projesi sırasında Meryem ile kütüphanede fok balıkları ile ilgili epey bir bilgi kazandım mesela. Ben fok balıklarının memeli sınıfında olduğunu veya etçil hayvanlar olduklarını bilmiyordum.


Çocuklar bizim ilgi alanlarımızı zenginleştirip, öğrenme aralığımızı genişletiyorlar. Evdeki herkes bu zenginlikten payını alıyor. Meryem sevdiği kitabın posterini hazırlarken Bilge de kendi posterini hazırladı. Daha okula başlamadan okul projelerini hazırlama hakkında bir fikri olmuştu.



21 Aralık 2015 Pazartesi

Şükran Günü

Bence Şükran günü insanın sahip olduklarına teşekkür etmeyi hatırlattığı için çok güzel bir gün. Biz bu şükran gününü sevdiğimiz arkadaşlarımızla kocaman bir aile olarak geçirdik. Georgia'dan o kadar yoldan kalkıp tatillerini bizimle paylaşmaya gelmişlerdi. Başka değerli bir arkadaşımız olan Asiye ise hiç tereddüt etmeden bize evlerinin anahtarını verdi. Böylelikle hem arkadaşlarımız ile kocaman bir yemek sofrası kuracağımız geniş bir mekanımız oldu hem de onları misafir edebileceğimiz ekstra odalarımız. Ailelerimiz, sağlıklı çocuklarımız, sıcacık bir evimiz, sevdiğimiz işlerimiz ve birlikte vakit geçirmeyi sevdiğimiz, üzüntülerimizi ve mutluluklarımızı paylaşabileceğimiz arkadaşlarımız olduğu için ne kadar teşekkür etsek azdır.




Çocuklar da okulda teşekkürlerini kelimelere döküyorlardı. Meryem her zamanki gibi ailesi için teşekkür ediyordu. Annesi, babası, bebek kardeşi ve Bilge için...

Tabii bir de Erva. Meryem Erva'nın arkadaşı olmasını da teşekkür notlarına eklemişti.



Bilge'nin bu seneki teşekkürü ise bir kişiye adanmıştı. Bilge babası için teşekkür ediyordu. Birazcık kıskandım sanırım ama o kadar güzel ifade etmişti ki ayı zamanda gurur duydum.




Ve tabii ki Bilge'ye böyle hissettiren bir babası olduğu için ben de içimden şükrettim.

18 Ağustos 2015 Salı

Üç Çocukla Gezmeler

Yaz bizim bol bol gezdiğimiz zamanlar. Çocuklar dışarıda olmaktan mutlu. Ben dışarıda onlarla olmaktan mutlu, zaman hızla geçiyor. Geçtiğimiz Cumartesi MSU karnaval yerine gittik. Her türlü aktivite mevcut. Herkes başka birşey yapmak istiyor. Ne yapılır böyle bir durumda? Bir ihtimal sıra ile herkesin isteği yerine getirilir. Bir diğer ihtimal de etraftaki potansiyel bakıcılar devreye sokulur. Nitekim ben de öyle yaptım. Bilge zıplama yerinde oynamak istiyor, Meryem kınadan dövme yaptırtmak istiyor. Dövme masasında çok sıra var. Meryem'e eğer dövme istiyorsa sırada tek başına beklemesi gerektiğini söyledim. Bilge'yi zıplama yerine götürdüm. Orada da epey bir sıra var. Baktım Ela da orada oynamak istiyor. Ela'dan Bilge'nin yanından ayrılmamasını rica ettim. Sinem bize yiyecek almaya gitti. Ben'de Elif ile yere serdiğimiz battaniyede bir yandan çocuklarımı uzaktan gözetledim bir yandan da minik kızımla açık havada ve çimlerin üzerinde olmanın tadını çıkardım. Bir süre sonra çocukları kontrole gittiğimde, Meryem çoktan kendine geçici bir aile bulmuştu. Daha doğrusu Meryem'in önündeki grup onu sahiplenmiş, içlerine almıştı bile. Yani kızım sırada yalnız değildi. Bilge ise halinden memnun Ela ile zıplama oyuncaklarından birinden inip diğerine gidiyordu. Bir süre sonra Sinem elinde yemeklerle geldi. Çok geçmeden herkes yeniden bir aradaydı.

Ertesi gün ise havuz başındaydık. Havuza girmeden Bilge ve Meryem'in kendi başlarının çaresine bakabilecekleri durumda olmalarından emin olmam gerekiyordu. Su gözlükleri, Bilge için can yeleği ve havlularımız. Herşey tamamdı, havuza girmeye hazırdık. Ben Elif ile suya alıştırma çalışmaları yaparken, Bilge ile Meryem suda keyifle oynuyorlardı. Havuz sonrası duşlarını artık kendileri alabilecek kadar büyümüşlerdi. Yanımızda Elif olunca galiba çocuklar da daha anlayışlı oluyor. Sadece ikisinin olduğu andan daha az zahmetli bir şekilde havuza girdik, duşumuzu aldık ve dışarı çıktık.

İki çocuktan üç çocuğa geçince insan mecburen çocuk bakımı konusunda biraz daha yaratıcı oluyor. Etraftaki yardımlara daha açık oluyorsun, elindeki imkanları en etkili şekilde değerlendirmeye çalışıyorsun. Biz etrafımızda bize yardıma hazır arkadaşlarımız olduğu için şanslıyız ama kimse olmadığı durumlarda da başımızın çaresine bakabiliyoruz. Mesela bir çocuk arabası üç çocuk arabasına dönüşebiliyor. Meryem arabanın içine oturup Elif'i kucağına alıyor, Bilge ise arabanın tepesine oturuyor. Böylelikle tüm çocuklar gözümün önünde ve benim kontrolimde hareket ediyor. Ayrıca böyle olduğunda çok daha hızlı hareket ediyoruz.

Ne kadar yorulsak da böyle hepimizin bir arada olduğu günleri çok seviyorum.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Minik Ziyaretçimiz

özellikle kış zamanları bizim sincap bizim balkona pek bir uğrar oldu. Biz evde artık kalan ekmek, pasta, makarna kırıntılarını balkona koydukça o da bizim balkona bir sabah bir akşam uğrar oldu. Meryem ona Sinsin diyor. Bizim Sinsin bize pek bir alıştı. Önceden çocuklar cama yaklaşır yaklaşmaz hemen bir kaçardı. Şimdi çocuklar onu seyrederken o hiç oralı olmuyor. Hatta bazen yemek yemese bile uzun uzun duruyor, geriniyor, uzanıyor. Keyfi pek bir yerinde yani. Böylelikle biz de onu yemek yerken uzun uzun seyredebiliyoruz.


Üşüyüp üşümediğinden konuşuyoruz. Kuyruğunun onun battaniyesi olması fikri özellikle Meryem'in çok hoşuna gitti. Hemen keşke ben de sincap olsam dedi. Böylelikle hep yanında taşıdığı doğal bir battaniyesi olacaktı. Ve yeni yeni şeyler öğreniyoruz. Mesela artık içerisinde süt ürünleri bulunan şeyleri yemediğini artık biliyoruz.

Küçük ziyaretçimizin düzenli olarak gelmesinden çok hoşlansak da hepimiz sınırlarımızı biliyoruz. Bizim Sinsin balkona geldiğinde balkonun kapısı açılmıyor. Her ne kadar o bizi biz onu bir dost olarak kabul ettiysek de dostluğumuz arasına bir sınır koymanın her ki tarafın sağlığı için daha doğru olduğu konusunda fikir birliğine varabildik neyse ki...

Pembe Günü

Bu Cumartesi ailecek Michigan State-Minnesota jimnastik karşılaşmasını izlemeye gittik. Bu haftaki karşılaşma meme kanserine karşı farkındalık karşılaşması olarak ilan edilmişti. Eğer pembe giyersek biz de bu kampanyaya destek vermiş olacak ve içeri bilet satın almadan girebilecektik. Hepimiz kıyafet dolabımızdan pembe birşeyler bularak üzerimize geçirdik. Bu iş en çok Meryem için kolaydı. Hiç bir özel çaba sarfetmeden baştan ayağa tamamen pembe olmuştu. Bilge'nin ise değil pembe pembeye yakın hiçbirşeyi yoktu. Mecburen ona Meryem'in bluzlerinden birisini giydirdik. Pembeler içinde pek de sevimli olmuştu.

Karşılaşma öncesinde patlamış mısır aldık ve yerimize oturduk. Bir süre sonra Atahan'lar da geldi. Karşılaşmada takımlar farklı alanlarda becerilerini gösteriyorlardı. Her takım üyesinin aynı hareket dizisini yapmasını gerekiyordu. Belli bir süre sonra tekrarlar sıkıcı geldiyse de bir şekilde karşılaşmanın sonuna kadar kalabilmeyi başardık. Ancak bu kısa aktivite çocukların ev için daha çok enerji depolamalarına sebep olmuştu. Eve geldiklerinde tam gaz oyuna başladılar ve o akşam yatağa göndermek hiç öyle kolay olmadı.

30 Eylül 2014 Salı

Bal Kabağı Toplamaya

Son baharın gelişi ufuktaki Cider Mill gezisinden belli olur. Meryem ve Bilge'ye bu sene Atahan katıldı. Bal kabağı tarlasını gitmek için traktör bekledik.




Sonra çocukların hepsini bir el arabasına bindirdik ve bal kabağı tarlasından bir bal kabağı seçtik.



Çocuklar birer tane de küçük bal kabağı almak istediler. Meryem en güzel şekilli bir tanesini seçti. Bilge ise seçimi ile şaşırttı.



Bal kabağı tarlasından sonra eğlence alanına gittik. Üç tane seçme hakları vardı. Üçü birden önce dönme dolaba bindi. Meryem ve Atahan treni Bilge ise atlı karıncayı tercih etti. En son hakkını Meryem basket topu atarak ödül kazanma oyunu için kullnadı. Bilge ise elma kurduna bindi.





Sonrasında oyun alanına gittik. Bilge tahtadan arabalardan birine geçti ve dıreksiyonu kimseye vermeden epey bir süre oynadı.


Sonra baktım anneleriden birisi kötü kötü bakıyor, yanlarına gittim. Bana biz yeteri kadar bekledik deyince Bilge'yi zar zor da olsa tahta arabadan uzaklaştırdım. Zamanının kalanını tahtadan trende geçirdi.



Meryem ve Atahan ise zamanlarının çoğunu kum alanında geçirdiler.



 Son olarak taze elma suyumuzu ve tarçınlı çöreğimizi aldık ve evin yolunu tuttuk.

Birkaç gün sonra bal kabağının başına oturduk.

Önce içini boşaltmak gerekiyordu.  Meryem elinin kirlenmesini istemiyordu. Bu iş Bilge ile bana kalmıştı.



Bilge durumundan gayet memnundu. Elinin yapış yapış olması hiç umurunda değildi. Bal kabağının içi tamamen boşalınca Bilge kabağın içine girdi. Yaptığı işe illa kendinden birşey katacak. Bu değişmez kural.



Kabağa şekil verme işi bu sene daha zor oldu. Çünkü Bilge ısrarla bıçağı kendi tutmak istiyordu. İkisinin de çok az bir parça kesmesine izin verdikten sonra işi tamamen ben devraldım. Bu iş aslında benim için iyi bir meditasyon olmuştu. Epey bir zevk aldım.