Arkadaşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadaşlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2016 Çarşamba

Yakın Arkadaşlar

Michigan'daki son bir haftamıza girdiğimiz şu aralar buralarda ne kadar çok özleyeceğimiz şey olduğunu daha çok farkeder olduk. Bu taşınmada en büyük zorluklardan birisini Meryem yaşayacak gibime geliyor. Yan komşu sayılabilecek yakınlıkta en iyi arkadaşını bırakıp hiç çocuğun olmadığı bir mahalleye taşınmak pek kolay olmayacak.

Adrianna bizim birkaç blok ötemizde oturuyor. Meryem ile hemen hemen hergün birlikteler.
Çocukların yakınlık derecelerini anlamak için onları toplu ortamlarda gözlemlemek gerekiyor. Diğer birçok çocuğun olduğu bir ortamda bir arada vakit geçirmeyi istiyorlar mı istemiyorlar mı ona bakarak yakınlık derecelerine insan çok kolay karar verebiliyor. Meryem ve Bilge, Adrianna'nın doğum gününe gitmeden önce Meryem'i bu konuda uyarmıştım. Adrianna diğer arkadaşları ile de vakit geçirmek isteyebilir bu duruma üzülme demiştim ona. Ancak gördüğüm tablo hiç de öyle değildi. Her gün bir arada vakit geçirmelerine rağmen bir an bile ayrı durmadılar. O zaman ne kadar yakın  arkadaş olduklarını bir kez daha anladım.



Birlikte eğlenmenin yanında birlikte çok da güzel ders çalışıyorlar. Adrianna bize geldiğinde Meryem'in kitap okuması gerek dediğimde o da kendine bir kitap alıp okumaya çalışıyor. Geçen gün yazma saati yaptık. Hepsi kendi hikayesini yazıp birbirine okudu. Bilge'nin hikayesi resimlerden oluşuyordu.

Adrianna bize geldiği ilk zamanlarda Türkçe konuşmamıza biraz tepkili davranıyordu. Benim yanımda Türkçe konuşmayın diye rica ediyordu. Sanırım kendisini dışarıda kalmış hissediyordu. O ilk başlardaki tepkisi şimdi bir merağa dönüştü. Bana kelimeler soruyor, öğrenmeye çalışıyor.

Şu son birkaç haftadır hergün ve neredeyse her geceye dönüşecek bu birliktelik. Bilge olmasa Meryem onların evinden hiç çıkmaz ama ben Bilge yalnız kalmasın diye genelde bizim evin oralarda oynamalarını istiyorum. Bir arada skooterlarına bindikleri anki görüntüleri o kadar tatlı ki... Yüzlerine kocaman bir gülümseme ile skooterlarının üzerinde dönüp duruyorlar.

Geçtiğimiz gün Meryem onlara gece yatıya kalmaya gitti. İlk bu yatıya kalma fikri gündeme geldiğinde Emre ile ben yabancı birisinin evine çocukları yatıya gönderme fikrine soğuk bakıyorduk. Ancak ailesini tanıdıkça fikrimiz değişti ve Meryem'i içimiz rahat bir şekilde gece yatısına Adrianna'lara gönderdik.  Epey bir eğlenmişlerdi. Adrianna'nın annesi ve babası birlikte güzel vakit geçirmeleri için epey bir özen göstermişlerdi.  Bir sürü aktivite planlamışlar, akşam yemek menüsünü kızların seveceği şekilde hazırlamışlardı.


Meryem'i sabah eve zor getirdim. Birgün daha, bir gün daha, bir gün daha diye beni ikna etmeye çalışıyorlar.

Meryem bugün hayvanat bahçesinden gelir gelmez yapması gereken birkaç işi üstün körü tamamladıktan sonra hemen Adrianna'nın evine gitti. Eve geri geldiğinde Adrianna'nın evde olmadığını söyledi. Ama kapıları açıktı. Kedileri dışarıdaydı, onu içeri koydum geldim dedi. Evin rutinlerini öğrenmiş ve evin kapısnı açıp içeri şöyle bir bakmakta zarar görmemişti.

Adrianna'nın annesi çocuklara Adrianna'nın kütüphaneye gittiğini söylemişti. Meryem ile Bilge heyecanla ofisin orada Adrianna'nın kütüphaneden dönmesini beklediler. Ben biraz çalışmak için evden çıktığımda ofise uğradım. Adrianna biz de kalabilir mi diye sormak için.  Bu son bir hafta birkaç gece yatısı daha planlayalım diye konuştuk. Sonra kızları uzaktan da olsa nasıl görüştürebiliriz diye konuştuk. Babası büyük bir içtenlikle belki Meryem okullar başlamadan önce bir hafta bizde kalır diye teklif etti. Kızım adına sevindim. Ne güzel bir arkadaş edinmişti.

Umarım yeni gideceğimiz yerde de böyle güzel arkadaşlıkları olur.

31 Ağustos 2014 Pazar

Eski Arkadaşlara Veda

Meryem bir hafta önce Spartan Child Care'deki macerasını sonlandırdı. Mor sınıftaki arkadaşları daha yaz gelmeden teker teker ayrılmaya başlamışlardı bile. İlk ayrılığı Ashley'in gitmesiyle tattı Meryem. Ara ara bana Ashley'e mektup yazmak istediğini söyledi. Geçti masanın başına bana seni özledim, seni seviyorum nasıl yazılır diye sorarak kendince gönderilmemiş mektuplar yazdı.

Geçen hafta Perşembe günü okulun son günüydü ve Meryem heyecanla arkadaşlarına minik hediye paketleri hazırladı. Bu heyecana Bilge bile ortak oldu. Elbirliği içerisinde hediye paketleri ve kartlarını hemencecik hazırladılar.



 
Öğretmenlerine hediyeleri birlikte seçtik. Mr. Andy için gitar şeklinde bir kupayı seçti. Çünkü Mr. Andy onlara bol bol gitar çalıyordu. Ms. Abby için ise mor çiçekli kupa aldık çünkü Ms.Abby'nin düğün rengi mordu. İçlerine birer  teşekkür notu yazdım. Mr. Andy, Meryem'ler oyun alanında tekerlek salıncağa binerlerken o kadar hızlı itiyordu ki Meryem bir keresinde bunu bize heyecanla "biliyor musun Mr. Andy çok güçlü, dünya kadar güçlü" diyerek anlatmıştı. Mr. Andy'e bunu anımsattım teşekkür notumuzda. Ms. Abby de Meryem'in bir gün onu bıraktığım sırada söylediği "bana burda hiç anne yok ki" sözüne bir cevap olarak her zaman onun yanında olmuştu ve bunun için teşekkür ettim ona.

Ms. Abby iki hafta önce evlenmişti ve Meryem Ms.Abby'nin evlenmesini bize komik olarak anlatmıştı. Ona göre öğretmenler evlenmezlerdi.

Hediye paketlerimiz Meryem'in Spartan Child Care'deki son günü için hazırdı.



Ertesi sabah okul girişinde Diego'nun annesi ile karşılaştık. Ben duygulanmıştım ama o bende daha çok duygulanmış gözleri doluvermişti. Çocuklarımızın bu kadar büyümüş olabildiklerine inanamıyorduk.

 

Meryem'in kreşteki son oyunu kılık değiştime oyunu idi. Isabella ile ikisi birer erkek işçi kılığında bizi karşıladılar. Ben gelince Meryem Mr. Andy ve Isabella'ya veda ederek dolabına son bir kere geçti. Eşyalarının hepsini topladık ve dolabındaki Meryem yazısını çıkardık.


Mor sınıfın önünde bu sınıfın öğrencisi olarak son bir kez poz verdi ve okuldan ayrıldık. 


Onun için yeni bir sayfa başlayacaktı. Bana okul çıkışında yine arkadaşlarını görebileceği ihtimalini duymak isteğini "yine de markette, parkta karşılaşırız değil mi anne" diyerek dile getirdi.

Okul olmadan geçen bir hafta içerisinde Meryem Mor sınıftaki arkadaşlarını epey bir özledi. Bazen benimle Bilge'yi bırakmaya geldi. Bırakmaktaki asıl amacı kendi sınıfına gidip öğretmenleri ve arkadaşlarını görmek onlara merhaba demekti. Kendi dolabına baktı. Artık başka birinin adı yazıyordu. Sınıfında tanımadığı bir çok çocuk vardı. İnsan bazen sadece kendi hayatındaki değişikliklere odaklanır ve diğer herşeyin bıraktığı yerde bıraktığı gibi kaldığını varsayar. Meryem'in bu ziyareti bu durumun öyle olmadığını gösteriyordu.

Meryem bir sabah yanıma gelerek bana rüyasını anlattı. Rüyasında mor sınıftaki arkadaşlarını görmüştü. Okulda mıydın diye sorduğumda "hayır, arkadaşlarımın hepsi bizim eve gelmişlerdi" diye cevap verdi. Kızım hayatında bir dönemin kapanıp yeni bir dönemin açıldığının farkındaydı ve şu anda bu değişikliği anlamaya çalışıyordu.

Bu hafta Salı günü Meryem yeni okuluna başlayacak. Yeni okulunda öğretmeninin nasıl olduğunu (genç mi yaşlı mı, sesi nasıl) ve arkadaşlarının kimler olacaklarını çok merak ettiğini söyledi. Umarım eski okulunda olduğu gibi kendisini yanlarında mutlu hissettiği ve kendini ifade edebileceği ortamlar oluşturan bir öğretmeni ve arkadaşları olur. En azından eski okulundan Chloe ile aynı sınıfta olduklarını biliyoruz.

29 Temmuz 2014 Salı

Doğum Günleri ve Pinyata'dan Yere Dökülen Şekerler

Bu hafta sonu doğum günleri haftasonu idi. Cuma akşamından doğum günü kutlamalarına başladık. Atahan'ın doğum günü için Atahan'lara gittik. Thomas'lı doğum günü pastası Atahan'ın olduğu kadar Bilge'nin de hoşuna gitti.


Cumartesi iki doğum günü birden vardı. Önce Diego'nun doğum gününe gittik. Diego Meryem'in arkadaşı olmasına rağmen Bilge'yi de götürdüm çünkü Bilge Diego'yu çok seviyor ve birlikte güzel vakit geçiriyorlar. Diego'nun doğum gününü kendi evlerinde planlamışlardı. Doğum gününün teması süper kahramanlardı. Doğum günü davetinde eğer istersek "Süper Kahraman" kostümlerimizi giyerek gelebileceğimiz yazılıydı. Bir an Bilge'nin sırtına battaniye'den yaptığımız pelerini takıp gitmek aklıma gelmedi değil ama çok basit olacağını düşünerek vazgeçtim. Oraya gittiğimizde gördüm ki sadece çocuklar değil büyükler bile süper kahraman kostümleri giymişlerdi. Herkesi kostüm içerisinde gören Meryem ilk başlarda takmak istemediği "4th of July" bağımsızlık günü saç bandını takınca biz de biraz olsun doğum günü temasına uyum sağlamış olduk.


Doğum günü çok eğlenceliydi.  Yemekten hemen sonra doğum günü pastasını kestiler.


16-17 yaşlarında bir genç çocuklara göz yanılması gösterisi yaptı.


Çocuklar su balonları ile Penguen rolüne bürünen Diego'nun babasını vurmaya çalıştılar.





Su kayağının üzerinde bol bol ıslandılar.



Hediyeleri açarken Meryem hemen Diego'nun yanında yerini aldı ve Diego ile birlikte hediyeleri açmaya başladılar. O an ikisi arasındaki teklifsiz arkadaşlığı farkettim. Meryem Diego'nun yanına oturmuş hiç sormadan onun hediyelerini kendi hediyeleri gibi heyecanla açıyordu ve Diego bu durumdan hiç rahatsız olmuyordu.

Hediyelerden sonra sırada Pinyata vardı. Sıra ile Pinyata'yı parçalamaya çalıştılar.



Şekerler yere saçılır saçılmaz bütün çocuklar şekere hücum etti. Bilge şekerlerin içerisinden bir iki tanesini alıp bana getirdi. Aldığı lolipoplardan birisini açmamı istedi. Meryem yere dağılan şekerleri toplamaya yoğunlaşmıştı. Epey bir ganimet toplamıştı.

Öğleden sonra Syney'in doğum günü vardı. Bu sefer Bilge'yi evde bıraktım. Yol üzerinde Beyza'yı alarak doğum gününün olduğu yere geldik. Burası bir spor kompleksiydi. Sydney'in doğum günü teması Karlar Ülkesi idi. Doğum günü odası Karlar Ülkesi filmine uygun dekore edilmişti. Çocuklar önce spor salonlarının birinde oyunlar oynadılar.


Sonra havuz kısmına geçtiler. Bir süre havuzda vakit geçirdikten sonra üzerlerini değiştirip doğum günü odasına geldiler.  Doğum günü pastasından sonra sıra Pinyataya geldi.


Pinyata'nın içerisindeki ganimetler yere dökülür dökülmez bütün çocuklar yerdeki şekerleri, oyuncakları toplamaya başladılar. Bu konuda Meryem'in ne kadar ustalaştığını gördüm. Yerdekileri tek tek toplamıyordu. Yeri eli ile süpürüp eteğinin altına depo yapıyordu.




O kadar çok toplamıştı ki topladıkları poşete zor sığdı. Aslında Meryem'in amacı topladıklarını yemek değildi. Meryem kelimenin tam anlamı ile bir yarışçıydı ve oradan en fazla sonuçla çıkmalıydı.

30 Nisan 2014 Çarşamba

Arkadaş Etkisi

Meryem arkadaşlıklarında bir şekilde hep daha çekinik taraf olarak kalıyor. Arkadaşlarını çok seviyor ve bazen kendi tercihlerini sırf bir arkadaşı ile daha uzun oynayabilmek için geri plana atıyor. Arkadaşının peşinden koşarken bizi bile unutuyor.

Okul çıkışında arkadaşlarından biri ile zıplaya zıplaya gitmeyi çok seviyor. Ashley veya Bella Fay ile el ele tutuşup dışarı gidiyorlar. Bilge de onlara katılmak istiyor. Arkalarından bağırıyor, koşuyor ama Meryem Bilge'yi duymamayı tercih ediyor. Dışarı çıktığımızda bizi değil arkadaşını takip ediyor neredeyse onunla aynı arabaya binecek. Hem biz hem de arkadaşının ailesi zor durumda kalıyor.

Geçtiğimiz günlerde Atahan ile parkta oynuyorlar. Atahan'a babası takla atar mısın diye sordu Atahan'a. Atahan taklaya hiç benzemeyen bir hareket yaptı. Arkasından Meryem de Atahan gibi takla attı. Meryem takla atmasını çok iyi biliyor ama onun için önemli olan arkadaşı ile aynı şeyi yapıyor olmak.

Hayvanat bahçesi gezimiz sırasında Meryem ve Erva hep yanyana idiler. Oyun parkı alanına gelince bu birliktelik beni rahatsız etmeye başladı çünkü Meryem genelde Erva'yı takip ediyordu. Yemek yeme sırasında Meryem masaya oturdu hızlı bir şekilde birkaç şey atıştırdı. Erva hala oyuna devam ediyordu. Meryem hem kendi için hem de Erva için Quesedilla alarak Ervan'nın yanında oynamaya gitti. Kısa bir süre sonra geldi "bu Quesedilla yere düştü, benim değil Erva'nın" diyerek. Sonra kendisine çikolatalı süt alarak gitti. Hemen sonra Erva da istiyor diyerek geldi. Sesimi çıkarmadan sütü verdim. Bir süre sonra baktım Erva Meryem'in sallandığı salıncağa binmek istiyor ve doğal olarak Meryem yerini vermek istemiyor. Erva biraz ısrar ettikten sonra gitti. İçimde bir zafer hissi oldu. Sonuçta Meryem istediği bir şey konusunda ısrarcı olmuştu. Bir süre sonra Meryem üzülerek Erva'ya "Erva beni seviyor musun" diyerek yalvarır bir şekilde soruyor. Erva ise hiç oralı olmuyor. Sanki biraz önceki olayın acısını kızımdan çıkarıyordu. Erva Beyza ile oynamaya başladı. Meryem ise onların peşlerinde ve sürekli olarak Erva'ya onu sevip sevmediğini soruyor. Bu duruma artık tahammül edemedim ve Meryem'i salıncağın oraya çağırdım. Onu sallayarak ona arkadaşlık etmeye çalıştım. Bir süre sonra Erva geldi. Meryem Erva'ya sallanıp sallanmak istemediğini sordu. Neyse ki yandaki salıncak boşalmıştı ve Erva da o salıncağa bindi. Meryem tekrar sordu "Erva beni seviyor musun?" Erva biraz umursamaz bir şekilde "evet" dedi.

Dün gözlem odasında Meryem'i gözlemliyorum. Atıştırmalık zamanı. Meryem masada gayet neşeli. Karşısında Ashley oturuyor. Bir yanında Aaron diğer bir yanında Mr. Andy. Meryem hepsiyle birlikte sohbet ediyor, şakalar yapıyor ve gayet mutlu.

Masadan kalkıp oyun alanına geçiyorlar. Meryem bir süre legolarla oynadıktan sonra Ashely'in olduğu masaya geçiyor. Onunla oynamak istiyor. Oyuncağını onunla paylaşıp paylaşmayacağını soruyor. Ashley olumsuz yanıt veriyor. Üstüne üstlük oyuncağını  Medha ile paylaşıyor. Meryem bir süre onları seyrediyor. Tekrar tekrar onunla oynayıp oynamayacaklarını soruyor. Mr. Andy'nın yanına gidiyor ve bu durumu paylaşıyor. Mr. Andy Ashley'e birşey söylüyor ama problemi tabii ki çözmüyor. Meryem pes etmiş bir şekilde bir köşeye kıvrılıyor ve orada sessizce oturuyor. Ashley'nin umrunda bile değil.


Toplu grup zamanına geçiyorlar. Meryem olanca sessizliği ile Aaron'un yanında bulduğu bir boşluğa oturuyor.



Bu durum bizim canımızı acıtıyor. Meryem'in güçlü olmasını istiyoruz. Kendinden emin olmasını ve kararlarının arkasında durabilmesini istiyoruz. Bu başkaları üzerine hakimiyet kurmak demek değil. Bazı çocuklarda bu üstünlük isteği çok daha bariz oluyor. Anne babalar hatta bunu liderlik olarak nitelendirerek gurur duyuyorlar. Meryem'in liderlik vasıflarını geliştirmesi konusunda onunla daha çok ilgilenmemiz gerektiğini biliyoruz. Ancak Meryem'in bu davranışlarının arkasında onda baskın olan arkadaşlık ve paylaşma duygusunu da yatsımamak gerekiyor. O sevgisini ve mutluluğunu paylaşmak istiyor. Onun için önemli olan arkadaşı ile birlikte vakit geçirmek. Bu bazen kendi tercihlerini diğerlerinin arkasına koymak olsa da. Kendine göre çıkış yolları buluyor. Mesela oyun sırasında Ashley hep anne rolünü üstlenip hiç kimseye vermediği için Meryem ara sıra Ashley ile ara sıra Bella Fay ile oynadığını söylüyor. Ashley ile oynarken roller baştan belli. Ashley anne, Kit bebek ve Meryem büyük abla. Bella Fay ile oynarken daha çeşitli rol dağılımı yaptıkları için onunla oynamayı Ashley ile oynamaya tercih etmeye başladı son zamanlarda. Ablamın kızı Gülfem ile oynarken de çok problem yaşıyorlar. Yine aynı benim istediğim olsun dayatması ile karşı karşıya kalıyor ve bu onu bazen mutsuz ediyor. Bana geçen gün soruyordu. Anne benim istediklerimi Gülfem istemezse ne yapabilirim diye. Birlikte ortak bir çözüm bulabilirsiniz dediğimde "ya onu da istemezse onun istediğini yaparız o zaman değil mi?" Meryem çözüm istiyordu, problem değil. Bu onun ezik bir kişilik olması veya çevresindeki olan biteni farketmemesi ile ilgili birley değildi. Bütün olanların farkındaydı ama birlikte oynayacağı, onu sevecek ve onun seveceği arkadaşlarının olma isteği diğer herşeyin önüne geçiyordu.

Bu durum bizi üzse de bir açıdan baktığımda Meryem'deki bazı karakter özelliklerini daha iyi farkediyor ve onunla gurur duyuyoruz. Okulun uluslararası gecesinde Meryem yine Ashley ile birlikte oynarken onlar arasında geçen bir konuşmaya kulak misafiri oldum. Ashley konuşuyor "Medha koridorda geçerken bize çarptığında yanlışlıkla olduğunu söyledi. Aslında bence öyle olmadı. Bilerek yaptı." Meryem karşılığında hiç birşey demedi. Gülüp oynamaya devam etti. Ashley'in bu konuşması beni ürpertti. Bu çocuk daha beş yaşında ve bunları düşünüyor. Meryem'in arkadaşları hakkında böyle konuşmalarda bulunmasını istemeyeceğimi düşündüm o an. Bu zaman zaman daha az baskın olmak demek olsa bile. Meryem'in koruyucu, birleştirici ve merhametli yanları ile birkez daha gurur duydum.

Anne-baba olarak bize düşen çocuklarımızın daha az baskın olan özelliklerini kuvvetlendirmeye çalışmak. Ancak bunun yanında çocuklarımızdaki zenginliklerin farkına varmak ve herşeyin öyle dışarıdan görüldüğü gibi basit olmadığının farkındalığını taşımak sanırım.

5 Kasım 2013 Salı

Bütün Kızlar Toplandık!

Bu hafta Pazar okulundan sonra Meryem, Beyza ve Ela bir arada vakit geçirdiler. Önce zıplama yerine gittiler. İpe bağlı olarak trambolin üzerinde zıpladılar. Meryem bu konuda epey bir tecrübeliydi. Artık takla atmaya başlamıştı. Ela ve Beyza'nın ise ilk denemesiydi ve Ela epey bir tereddüt içerisindeydi.

Trambolin sonrası çarpışan arabalara gittiler. Burası en çok eğlendikleri kısımdı. Birbirlerine çarptıkça yüzlerini kocaman bir gülümseme kaplıyordu. Zaten arabalarından indikten sonra birbirlerine bir sarılışları vardı ki bir arada bulunmaktan ne kadar keyif aldıklarının bir kanıtı gibiydi.



En son trene bindiler. Trene yalnız bindikleri için tren giderken ayağa kalkmamaları güvenlikleri açısından önemliydi. Bir de kapıya yaslanmamaları. Bu iki konuda dikkatli olmaları gerektiğini söyledik. Ela en büyük olduğu için kendisi kontrol sahibi olmak istiyordu. Meryem de bu konuda sorumluk almak istiyordu. "anne ben de büyüğüm ya ben de kontrol edebilirim" dedi. Sonuçta hepsi birbirinden sorumlu olacaktı. Bizim de istediğimiz bu değil miydi zaten.



Tren sonrasında hem acıkmışlar hem de yorulmuşlardı. Kızlar birbirlerine veda ettiler ve biz  evimizin yolunu tuttuk.

18 Ağustos 2013 Pazar

Ağustos'daki Doğum Günleri

Meryem için Ağustos ayı arkadaşlarının doğum günlerini kutladığımız ay oldu. Önce Diego'nun, sonra Ollie'nin, sonra Ashley ve en son da Alice'in doğum günü kutlaması vardı.
Bu doğum günleri Bilge'ye "happy birthday to you" doğum günü şarkısını öğretti. Hem Bilge'ye hem Meryeme "Pinyata" adı verilen, içi şeker ve hediyeler ile dolu kağıttan kuklaya değnek ile vurma pratiği kazandırdı.
Ollie'nin doğum gününde Pinyata Sünger Bob'tu. Şekerler yere düştükten ve çocuklar tüm şekerleri toplayıp Pinyatanın başından ayrıldıktan sonra bile Bilge yerde bulduğu Sünger Bob'un ayağının biri ile kağıttan kuklaya vurmaya devam ediyordu.




Ardı arkası aynı grup ile buluşma Bilge'de bir rahatlık oluşturdu. Ollie'nin doğum günü sırasında Bilge, Diego ile arkadaşlığını epey bir ilerletti. Hatta bir ara Meryem'in tahtını sarsacağı konusunda endişelendim diyebilirim.

Meryem salıncak üzerinde yukarılara uçma hayalleri kurarken






 Bilge ile Diego oyun alanında tırmanma egzersizleri yapıyorlardı.




Ashley'in doğum günü kızlar partisi gibiydi. O partide Diego ve Ollie ile birlikte oynayan Meryem'den farklı bir Meryem vardı. Sanki oynadığı arkadaş grubuna göre takındığı roller de değişiyordu. Ashley, Kit ve Meryem üçü de üzerinde elbiseleri daha nazik oyunlar oynuyorlardı.

Ashley'in doğum günü sırasında bu üçlüye eşlik eden bir de Chloe vardı. Chloe'yi Meryem'in Çinli arkadaşı. Ha bir de çok güzel çiçekler çizen arkadaşı. Bizim evimize genelde onun çizdiği çiçeklerden oluşan bir kağıt geliyor. Meryem ona çicek çizdiriyor ve kendisi de çiçekerin çevresine biraz boyama yapıyor. Böylelikle ortak resimleri oluyor.

Yine bir Pinyata ve çocuklar Pinyata'nın içindeki hediyeleri dökmek için sırada...




 Sıra Meryem'de. Bu işte ustalaşmış olan Meryem birkaç tane güçlü vuruş yaptı.


Sonra da yere düşen hediyeleri çantalarına doldurdular.



Meryem yere düşen hediyeleri alırken girişken ama asla saldırgan değildi. Bir ara Chloe ile bir başka çocuk arasında bir karmaşa yaşandı ve Chloe ağamaya başladı. Herkes kendi çantasına hediye koyma telaşında iken Meryem çantasından bir tane yeşil topu çıkarıp ona verdi.  İşte benim kızım dedim içimden, gururla..


Bugün Alice'in doğum günü vardı. Meryem ile Alice'in arkadaşlıkları yüzme kursunda gelişti. Bir dönem boyunca aynı kura devam ettiler. Ancak anladığım kadarı ile okulda pek birlikte oynamıyorlar. Meryem Alice'e ilk gittiğimizde "hi" dedi giderken de "bye" ve bütün doğum günü boyunca ilişkileri bu kadardı. Hatta ilk defa kendisi eve gitmek istedi. 

Doğum günü partileri sayesinde bir yandan Meryem'in arkadaşlarının ailelerini tanırken bir yandan da Meryem'in arkadaşları ile ilişkilerini gözlemledim. Kızım okulda öğretmenlerinin bahsettikleri gibi "easy going" yani kolay ilişki kurulabilecek bir çocuktu. Kesinlikle birlikte oynamayı sevdiği arkadaşları vardı ve o arkadaşları ile favori oyunları. Zaman zaman liderlik yapsa da başkalarının liderliğinden rahatsız olmuyordu.

3 Mayıs 2013 Cuma

Meryem'in Küçük Çetesi

Meryem'in öğretmeni ile olan toplantımızından bazı şeyleri Meryem ile paylaştım. Mrs. Kasey'nin Meryem'in ne kadar güler yüzlü, hareketli ve arkadaşları ile iyi geçinebilen bir çocuk olduğunu söylediğini anlattım ona. Kendi kendine çok güzel şarkılar söyleyip dans ettiğini de. Bir arkadaşı onun oynadığı bir oyuncağı isterse çok güzel bir şekilde arkadaşına beş dakika içerisinde alabileceği gibi cevaplar verdiğini ancak bazı durumlarda arkadaşları ile oyuncakları toplama zamanında oyuncakları toplamak yerine dağıtabildiğini öğretmeninin söylediğinden bahsettim ona.

Meryem'in öğretmeninin benimle paylaştıklarından bazılarını Meryem'le paylaştım çünkü ona özel olan ve güzel yaptığı şeylerin görüldüğünü ve takdir edildiğini bilsin istedim. Problem olarak nitelendirebileceğimiz davranışını paylaştım çünkü bizim okulda yaptıklarından haberdar olduğumuzu bilsin istedim. Ancak bunu paylaşırken herhangi bir yargılama ifadesi kullanmadım. Tamamen olayı tanımlayıcı ifadelerle aktardım. Benim bu yargısız paylaşımım, Meryem'in benimle öğretmenlerinin çok hoşuna gitmeyen ama onun arkadaşları ile yapmaktan hoşlandığı diğer şeyleri paylaşmasını sağladı.

Meryem: Anne arada saklanıyorum. Bir de arada seni istiyorum. "I want my mommy" diyorum.
Ben: Nereye saklanıyorsun:
Meryem: My Locker (Dolabıma).
Ben: Ne zaman saklanıyorsun?
Meryem: Clean up time. (Temizlik yani oyuncak toplama zamanı)
Ben: Peki ne yapıyorsun?
Meryem: Diego ile diğer arkadaşlarımızın dolaplarındaki eşyalarına bakıp geri yerine koyuyoruz.
Ben: Sadece ikiniz mi?
Meryem: Hayır, Ali de var.

Sanırım Mrs. Kasey'in problem çocuklar diye nitelendirdiği grup bu ve Meryem de bu çetenin bir parçası. Endişelenmeli miyim yoksa çocukça bir merak ve yaramazlık tutkusuna mı bağlamalıyım bu durumu bilemedim.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Yeni Arkadaşlıklar Kurabilmek ve Eskilerini Koruyabilmek

Bu blogda arkadaşlıkla ilgili ikinci yazım olacak. Çocuklar büyüdükçe belki daha niceleri eklenecek. Çocuklar için arkadaşın tanımı büyükler için olduğundan daha farklı. Daha yalın, daha teklifsiz. Meryem herhangi bir oyun alanında birisi ile birlikte oynamak istiyorsa önce o arkadaşının yaptığı aktiviteleri tekrarlıyor. Sonra bir şekilde onun yaptığı aktiviteleri diğer çocuğun tekrar etmesini istiyor. Genelde bütün bunlar konuşmadan gözlerle ifade ediliyor. Sonra konuşmaya ve bir arada oynamaya başlıyorlar. Ancak Meryem büyüdükçe bu doğaçlama arkadaş edinme sürecinin Meryem'de daha çekinken ve içe dönük bir karaktere dönüştüğünü gözlemlemeye başladım. Oyun alanlarında diğer çocuklara çok fazla karışmak istemiyor ve diğer çocukların onunla oynama isteğine  itici bir şekilde karşılık veriyor. İstemediğini belli eden bir "ıııı" veya kelimelerle "I am not your friend" türünden karşı tarafındakini kırıcı ifadeler kullanıyor. Aslında tek başına oynamayı sevdiği için değil de birisi ile nasıl oynayacağını tam olarak bilmediği için. Bir süre sonra Bilge'nin yanına geliyor ve onu rahatsız etmeye başlıyor. Biliyorum ki Bilge ile oynamak istiyor. Bilge'nin onun arkadaşı olmasını istiyor ama Bilge Meryem'in istediği gibi oynamak için daha çok küçük. Sonuç olarak bulunduğu yerden çabuk sıkılıyor ve gitmek istiyor.

Emre ile bu durumu konuştuğumuzda kendi çocukluğumuza dönüyoruz. Biz de öyle çok girişken çabuk arkadaşlıklar kurabilen, bir anda ortamda popüler olan tipler olmadık hiç bir zaman. Benim çocukluğum arkadaşlık olarak zor dönemler yaşadığım anılarımla dolu. Sonuçta sahip olduğumuz bir karakter var. Ancak eğitimci bir açıdan baktığımızda herşeyin değiştirilip, geliştirilebileceğine inanmasaydık eğitimci olmazdık. Bu konuda Meryem'e ve sonraki senelerde Bilge'ye nasıl yardımcı olabiliriz derdindeyiz şu anda.

Bu sabah Meryem'i sınıfına bıraktığımda çok tatlı bir kız çocuğu (sanırım Alexandra) koşarak sevinçle Meryem'in yanına geldi. Hemen Meryem'e "Hi, good morning" dedi. Meryem ise onun yüzüne bile bakmadı. Benimle vedalaşmanın telaşındaydı. Dışarıda anlık arkadaş kurmanın zorluğunu anlıyorum ama zaten elinde var olan arkadaşları ile olan arkadaşlık bağlarını kuvvetlendirmek için hiç gayret göstermemesi beni çok üzüyor ve biraz da kızdırıyor.

Dün akşam (bir çok önceki akşamda olduğu gibi) okul çıkışında kiminle oynadın sorusuna "tek başıma oynadım, benimle kimse oynamıyor" cevabını duymaktak yoruldum artık. Pazar günü uzun zamandır görmediği buradaki Türk arkadaşların çocukları ile buluşmaya giderken de aynıydı durum.
"Ne güzel arkadaşlarını göreceksim. Heyecanlı mısın?" soruma aldığım cevap "Onlar benimle oynamıyorlar, benim arkadaşım değiller" oldu. Meryem'in bu cevabi üzerine grup içerisinde nasıl olduğuna baktım. Gerçekten de diğer bütün çocuklar bir tarafta Meryem başka bir taraftaydı. Ancak bu diğer çocuklardan çok Meryem'den kaynaklanan bir durumdu. O ne diğer çocuklarla oynamak için bir çaba sarfediyor ne de onların ne yaptığı ile çok ilgileniyordu. Kendi dünyasında, kendi sevdiği oyuncaklarla kendi istediği şekilde oynuyordu. Bu kötü birşey mi, o an için değil. Ama ya sonrası için?

Dün akşam Meryem'in okulunun çıkışında Dongkwan'ı gördük. Meryem son birkaç haftadır sürekli onu  soruyordu. Onun yine evimize düzenli gelmesini istiyordu. O kadar Donkgwan, Dongkwan diyen Meryem onu görünce ona bakmadı bile. Ben neden onunla konuşmadın diye sorduğumda ona "Hi" dediğini ama Dongkwan'ın ona "Hi" demediğini söyledi. Sanırım hayal kırıklığına uğramıştı. Ona Donkgwan'ın hasta olduğunu ve bu sebeple keyifsiz olduğunu söyledim.

Yeni arkadaşlıklar kurmak Meryem için hiç kolay olmuyor. İstiyor ki tanıdığı, bildiği arkadaşları hep yanında olsun. Kays, Story, Isla ve Dongkwan bebeklikten beri bir arada olduğu sevdiği arkadaşları. Bu eski arkadaşlıklarının eskimemesi için üzerine yeni hatıralar koyması gerektiğinin ve yerine göre daha özverili olması gerektiğinin ise henüz farkında değil. Yeni arkadaşlarının eski ve değerli arkadaşları listesinde farkında olmadan yerini alacağının da...

29 Kasım 2012 Perşembe

İnce İnce Örülen Arkadaşlık Bağları

Meryem yeni okuluna basladığından beri arkadaşlık sorunu yaşıyor. Önceki okulunda bir yaşından beri birlikte vakit gecirdiği, birlikte büyüdüğü çocuklarla aynı ortamda olmanın verdiği bir rahatlık vardı. Birbirini anlayan birbirini seven bir grup seklinde büyüyorlardı. Şu an o sınıfta olsa yine benzer sorunlar olur muydu bunu bilemiyorum. Ancak şu aralar "I am not your friend" lafı çok yaygın bu yaş grubundaki cocuklarda ve eğer o anda birisi ile oynamak istemiyorlarsa hemen ben senin arkadaşın değilim anlamına gelen "I am not your friend" diyorlar birbirlerine. Bu cümleyi Meryem çok kullanıyor ve biliyorum ki sınıf arkadasları da ona soyluyor.

Şu an Meryem ciddi bir şekilde arkadaş sıkıntısı çekiyor. Ancak bu konuda nedense benimle değil de Emre ile daha cok konusuyor. Benimle bu sıkıntısını paylaşmamasının sebebi acaba benim her zamanki öğretmen tavrını takınarak onu dinlemek yerine ona tavsiyelerde bulunmam olabilir mi diye düşünmeden de edemiyorum. Emre bu konuda gerçekten çok iyi. Dinliyor ve ona çözüm önermek yerine onu anlamaya çalışıyor. Ben ise öğüt veren ses tonuyla "bak kızım arkadaşlarına I am not your friend dersen üzülürler; sınıfa girdiğinde mutlaka günaydın de" gibi belki de o an için hiç bir anlamı olmayan bir dizi öğüt veriyorum. Dolayısıyla arkadaşları ile olan problemlerinden Emre aracılığı ile haberdar oluyorum. Emre'ye genelde tek başına oynadığından, arkadaşlarının onunla çok oynamadığından bahsediyormuş.

Bu sorunumuz hala bir sorun olarak önümüzde duradursun ancak kızım tamamen de yalnız değil. Dongkwan ile arkadaşlıklarının her geçen gün daha çok kuvvetlendiğini görmek beni çok mutlu ediyor.

Bundan yaklaşık iki sene önce Eun Mi ile Patriarch parkta bir kahvaltı ayarlamıştık. İki doktora öğrencisi anne olarak birbirimize destek olmaktı amacımız. Meryem ile Dongkwan ilk o zaman tanıştılar. Zoraki yarım yamalak bir merhaba'nın ardından parkta yapılan kahvaltı, oyun alanında biraz oyun ve Meryem ve Dongkwan'ın sıra ile farklı sebeplerle ağlama krizleri ile geçen bir sabah olmuştu. Dongkwan daha fazla kek yemek istediği için ağlamıştı. Meryem ise park yerine arabanın içerisinde oynamak istediği için ağlamıştı. O gün Eun Mi ve ben hayal kırıklıkları ile birbirimize hoşçakal demiştik. Eun Mi'nin akşam dersleri olduğu için bir dönem boyunca Perşembe akşamları Dongkwan'ı ben (veya Emre) aldım. İlk birkaç haftadan hafızamda kalan en net anı benimle gelmek istemeyen ve "mama" yani anne diyen bir cocuğu arabaya bindirmem. Kendimi epey bir garip hissetmiştim. O ilk haftalarda evde Meryem ve Donkgwan kendi köşelerinde oynadılar. En büyük iletişimleri ikisinin de o an oynamak istediği bir oyuncak üzerine yaptıkları kavgalar idi. O sırada ya Emre ya ben devreye giriyorduk. Onlara söylediğimiz ya sıra ile oynamayı kabul etmeleri ya da oyuncağı oynamaktan vazgeçmeleriydi.  Meryem ile Dongkwan her hafta düzenli olan buluşmalar ile birbirlerini daha iyi tanımaya ve zamanla birlikte oynamaya başladılar.

Şu an Dongkwan ben onu almaya gittiğimde koşarak yanıma geliyor ve Meryem ile vakit geçireceği için gayet mutlu birşekilde arabaya biniyor. Bu dönem oyun günleri Salı akşamları. Eun Mi'nin Sali akşamları 6-9 arası dersi var. En sevdikleri oyun kendilerine bir köşe belirleyip sevdikleri oyuncaklardan bir yığın yapmak. Sonra da o oyuncakları ya bir çantanın içerisinde ya da bir arabada odadan odaya taşımak. Hala üzerinde kavga ettikleri oyuncaklar var. Mesela içerisinde pembe pullar bulunan topu ikisi de çok seviyor. Ama artık daha az ağlama sesi veya şikayet duyuyoruz. Bir şekilde kendi sorunlarını kendi aralarında çözüyorlar. Geçen gün baktım Meryem'in patenlerinin birisi Meryem'de birisi Dongkwan'da ve ikisi de gulumseyen gozlerle tek patenle dolaşıyorlar.


Geçtiğimiz hafta sonu Meryem'in odasında oynamadıkları oyuncakları topluyordum. Meryem'e oyuncaklardan birisini gösterip bunu oynuyor musun diye sordum. Hayır o Dongkwan'in diye cevap verdi. Oyuncakları bile paylaşmışlardı anlaşılan. Bu Salı tamamen kendi başlarınaydılar. Yemekten sonra Meryem'in odasına gittiler. Bilge gelmesin diye kapıyı kapattılar ve kendi başlarına orada uzun bir süre oynadılar. Zaman zaman birlikteö zaman zaman bir arada ama tek başına. İşte o an farkettim arkadaşlığın nasıl zamanla kuvvetlenen bir bağ olduğunu. Emek vermeden, birşeyleri paylaşmadan, bir şeylerin kavgasını yapmadan arkadaşlık olmuyordu.

28 Ekim 2012 Pazar

Cider Mill Gezisi 1

Geçtiğimiz hafta ve bu hafta Michigan'daki Cider Miller'i tanima firsati bulduk. Geçen hafta Pazar günü buradaki bir grup Türk arkadaşla St. Johns'taki Uncle John Cider Mill'e gittik. Çocuklar için eğlenebilecekleri herşey vardi. Dönme dolap, miniyatür tren, tırtıl, her türlü zıplama oyuncakları, oyun alanları, baloncu amca, patlamış mısır, elma şekeri, vs. Çocuklar icin bir harikalar diyarı diyebilirim. Elma ağacları, bal kabağı tarlası, elma şarap evi ziyaretlerini traktör veya at arabası ile yapabiliyorsunuz. Haftanin 7 günü açık. Geçen hafta Pazar günü sanırım hem Pazar olduüu için hem de hava çok guzel olduğu için sanki bütün Michigan oradaydı.
 Önce mini lunaparkı ziyaret ettik.

Meryem'in Tırtıl macerası biraz aksamalı oldu. Meryem ile birlikte tırtıla binen cocuk tırtıl hareket eder etmez ağlamaya basladı. Görevli adam tırtılı durdurdu ve ağlayan coçuğu indirip yeni bir çocuk bindirdi. Bir süre sonra yeni binen çocuk da  ağlamaya baslayınca görevli tırtılı tekrar durdurmak zorunda kaldı.







Bu durumu Meryem şaşkın bakışlar içerisinde izlerken o ilk bindiğindeki heyecanının birazcık korkuya döndüğünü anlamıştım. Üçüncü kez dönmeye başlayan tırtıl bu kez duraklama olmadan turunu tamamladı.

 Trenin lokomotifine  Meryem heyecanla geçti.

Bilge de arkadaki yolcu vagonuna...


 Kısa Tren yolculugu sonrasında dönme dolaba bindiler. Bilge dönme dolaptan tren kadar mutlu olmadı. Bir süre sonra oturdugu yerden bana yalvaran bakışlarla bakmaya başladı. Kendisini emniyet kemerinden kurtarıp ayaklanınca dönme dolap turunu kısa kesmek zorunda kaldık.
Diğer çocuklarla bir araya gelip at arabasına binmeye gittik. At arabasını çeken atlar çok güzellerdi. Çocuklar at arabasına binmeden önce atlara merhaba diyerek atları sevdiler.

At arabası sırasında Bilgeiyi kucağımda tutmakta epey bir zorlandım. Yanından geçtiğimiz elma agaçlarının dallarını tutmaya calışıyor veya aşağıya inmeye calışıyordu. Bilgenin güvenliğini sağlamaya çalışmaktan gezinin tadını çıkarmam çok mümkün olmadı.
At arabasından inince çocuklar peşimize takılan köpeği sevdiler. Bilgeyi köpeğin yanından ayırabilmem epey bir zor oldu.

 Taze elma suyu ve donut zamanı. Meryem donutların satıldığı yere yaklaşır yaklaşmaz kokuyu aldı ve anne acıktım demeye başladı. Bu orada satılan donutlar için dile getirilen bir açlıktı.

 Baloncu amcadan aldıkları kelebek şeklindeki balonları Meryem ve Zeynepı bır süreliğine oyaladı.
Sonrasında canlı müzik eşliğinde dansettiler. Bilge, Meryem ve Ekrem epey bir süre müziğin tadını çıkardılar.
 Çocuklar için hazırlanmış oyun alanı son durağımız oldu. Meryem bir süre oyun evinde oynadı.
 Daha sonra Ekrem ile birlikte tahta trene bindiler.
 Daha sonra da şişme atları sürmeyi denediler.
 Oyun alanı kumla kaplanmıstı ve bu durum en çok Bilgeyi mutlu etti.
Günün sonunda ikisi de baştan aşağı kum olmuşlardı. Bilge sadece kumla oynamakla kalmadı tabii ki. Fırsat buldukça ağzına götürmeyi de ihmal etmedi. Bir ara bu yeme işini abartıp yere yüzün koyun uzanıp yemeye bile çalıştı. Daha fazla kum yememesi için epey bir mücadele etmek zorunda kaldım.
 Günün sonunda ikisi de epey bir yorulmuşlardı. Arabaya biner binmez uykuya daldılar.