Doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2018 Salı

Bilge 7 Yas, Meryem 9 Yas ve Elif 3 Yas

Zaman ne kadar geçiyor ve bu geçen zaman içerisinde yaşadıklarımız geçmişte bir anı olarak kalıyor eğer bir yerlere kısa notlar düşmediysek. Şimdi onu düşünüyorum şu son birkaç geçen senede ne kadar çok sey yaşadık ve hemen hemen hepsi uçtu gitti. Tek sebebi ise benim bu anıları yazmayı daha büyük zamanlara sığdırma isteğim. Ama yok öyle büyük zamanlar günlük koşuşturmaca içerisinde. O yüzden anılar elimizden uçup gitmeden iki satır not düşebilmek gerekiyor. Canım çocuklarım büyüyorlar. Bazen bizi hiç beklemediğimiz şekilde zorlayarak, kaygılar, korkular, minik minik mutluluklar ve hiç bitmeyen enerjileri ile günlerimizi dolu dolu yaşamamızın en güzel vesilesi olarak büyüyorlar. Koca bir yıl bir kaç paragrafta özetlenemez tabii ama her zaman için bir kaç kısa cümle hiç birşey olmamasından iyidir.

Meryem 9 Yaşında
Benim minik sincabım ne zaman 9 yaşına geldi anlamadım. Bazen hala onu 2. sınıf gibi düşünüyorum sonra kendime hatırlatıyorum saçmalama Meryem artık 4. sınıf diye. Kızım tabii ki bir çok açıdan bizi gururlandırıyor ama birçok engeli birlikte tanımak ve bir çözüm bulmaya çalışmak da bu büyümenin bir parçası sanırım. Çocuklar büyüdükçe arkadaş ilişkileri daha bir karmaşık hal alıyor. Sosyal olarak birbirine üstünlük taslamalar, kendini ispat etme çabaları ve kendini bir birey olarak tanımlamaya çalışırken aynı zamanda bu bireyi başkalarına tanıtma ve gösterme isteği baskın olarak ortaya çıkıyor. Meryem kafasında bir sürü sosyal çözümlemeler yapıyor. Bunların bir kısmını bizimle paylaşıyor bir çoğunu bilemiyoruz maalesef.  Ya çok yaralayıcı olanları ya da onu mutlu edenleri duyabiliyoruz çoğunlukla. İnsan istiyor ki bütün yaşadığı içsel fırtınalara karşın sapasağlam ve güvenli dursun. Kendinden ve sahip olduğu özelliklerden hiç bir zaman şüpheye düşmeden istediklerini özgürce ifade edebilsin. Tabii ki özgüven durağan bir kavram değil ve Meryem'in özgüveni ortama göre değişkenlik gösteriyor. Meryem için beni en çok endişenlendiren şey enerjisini insan ilişkilerinden ve kendi içinde kendisi için tanımladığı yeterlilik ve başarı duygusundan alıyor alması. Neyseki kitapları ve kitap okumayı çok seviyor. Yalnız kaldığında en büyük sığınağı onu başka başka dünyalara götüren kitapları oluyor.

Her zamanki gibi hala çok güzel bir gözlemci. Sessiz, pek karışmıyor ama içinde birikitiriyor gözlemlediklerini. Ben bu gözlemlerinı bazen böyle bilmiş bilmiş yorumlarında bazen bir sinir patlaması sırasında yaptığı genellemelerinde farkediyorum. Çocuklar insanı hep şasırtıyor tabii. Sanki biri bizi gözetliyor evinde gibisin her daim. İşin kötüsü senin farkında olmadan yaptığın şeylerin sana sert bir eleştiri olarak en sevdiğinden gelmesi. Meryem bu konuda liderlik yapıyor diyebilirim.

Eskisi kadar doğa yürüyüşlerine çok çıkmıyoruz çünkü arkadaşları ile vakit geçirmek daha çok hoşuna gidiyor. Arkadaşın aileden daha ön sıralara geçtiği dönemlerdeyiz. Varsa yoksa arkadaşı olsun istiyor yanında. Ya Viola bize geliyor ya Meryem onlara. Haftasonları çoğunlukla Vincent.


Okulda akademik olarak hala kendini tanıma sürecinde kızım. Matematik benliği en sağlamı. Tabii ki anneden gelen avantaj olarak düzenli bir matematik programımız var. Başarınca seviyor ama hala zorlanmayı sevmiyor. Okulda matematik düzeyinde en iyilerden olsa da hala benim istediğim sorgulama, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde düşünme düzeyinde değil. Bu biraz benden de kaynaklanıyor. Ona düşünmesi için gerekli zamanı vermek yerine hemen ben atlıyorum peki şöyle nasıl olur diye. Klasik öğretmen hatası. Diğer dersler için kendisinin sorumluluk alması gerektiğini henüz kavrayamadı. Sanırım hep bizim kontrolümüzde ilerlediği için sorumluluk duygusu hala tam olarak gelişmiş değil. O konuda daha alacağımız çok yol var.

Her zaman aktif, heyecanlı ve cesur. Futbola sonunda yeniden başlayabildik. Severek oynuyor ama tabii son birkaç yılın paslanması var üzerinde onu atmaya çalışıyor hala. Evde biraz daha yardımcı. Artık biraz daha net sorumlulukları var. Çamaşır işlerinden be Bilge'ye düzenli kitap okutma işinden o sorumlu. Tabii sürekli hatırlatma gerekiyor. Bazen hatırlatmak yerine ben yapayım diyorum ama sonra düşünüyorum uzun vadedeki faydalarını ve vazgeçiyorum.

9 yaş doğum gününde sevdiği arkadaşlarını çağırdık. Evimizde hem film seyrettiler hem de oynadılar.

Bakalım 10 yaş doğum gününde nasıl bir plan yapacağız.


Elif 3 Yaşında
Benim küçük atom karıncam 3 yaşını doldurdu. Bu bir senede Elif için çok şeyler değişti. Artım bez hayatımızdan tamamen çıktı. Daha bir aktif ve konuşkan olduk. Ve tabii ki daha bir inatçı. Elif için bir sıfat düşünürsem en güzeli Ben Yaparım Elif olur. Herşeyi kendisi yapacak. Biz yapınca çok kızıyoruz öyle böyle değil. Bir de eli çabuk ki ben daha bir şey söylemeden bir bakıyorum o işin içine dalıvermiş. Bu ben yaparım özelliği sadece kendini ispat etme veya bir şeyleri başarma duygusundan kaynaklanmıyor. Aynı zamanda iş bitirici olmasının da etkisi var bu durumda. Ortada katlanacak çamaşır mı var hemen başlıyor katlamaya. Marketten gelen poşetler hemen açıp yerleştirmeye başlıyor. Eskiden evdeki dağınıklıkları toplama konusunda da bu kadar hızlıydı ama Bilge ve Meryem'den gördükleri ile artık dağınıklığa pek karışmıyor.

Eskiye göre daha bir paylaşımcı. Önceden sevdiği bir yiyecek olunca Meryem ve Bilge ile paylaşması için ne diller dökerdim yine de yapmazdı. Şimdi artık paylaşması gerektiğini biliyor. Küçük minik parçalar olsa da kardeşlerinle paylaş dediğimizde itiraz etmiyor artık. Dün elma şekeri aldım. Sadece bir tane aldım o kadar tatlıya ne gerek var diye düşünerek. Bir elma şekeri olunca tabii kim tutacak kavası oldu önce. Elif'in hiç birisine vermeye niyeti yoktu ama sonra anladı ve en çok Elif'in elinde olsa da paylaşarak yemeği başardılar.

Önünde Bilge gibi bir abisi olunca dayanıklı olmak zorunda oluyor. Yaşayarak öğrenme diyoruz buna. Bilge ile yarışıyor, gerekirse kavga ediyor ve bir şekilde onu alt edebiliyor. Tabii ikisinin ağlaması ile sonuçlanan birçok olay yaşadıklarını da söylemem gerekiyor. Evin içinde bisikleti ile bir kaç tur atmaya bayılıyor. Bilge ile Meryem biraz daha sabırlı olsalar onların oyununa dahil olmayı seviyor. Ancak Bilge'nin demesi ile patronluk tasladığı için Elif'i çok uzun süre oyunda tutmayı sevmiyorlar.

Şu aralar en çok taklit oyununu seviyoruz. O anne oluyor ben Elif oluyorum veya o Meryem oluyor ben anne oluyorum. Farklı rolleri kafasında anlanlandırmaya çalışıyor bu taklit oyunları ile.

Sabaha karşı veya gece yarısı yanıma geldiğinde sıcaklığını hissederek uyumayı seviyorum. Ne kadar tüm geceyi yatağında geçirmesi gerektiğini söylesek de yanımda olmadığı gecelerde içten içe onun sıcaklığını özlediğimi hissediyorum.

Canım kızımın üç yaş doğum gününden bir hatıra:


Bilge 7 Yaşında

Bilge demek tutku demek, hayatı tüm duyguları ile hissederek yaşamak demek. O dolu dolu duygular zaman zaman beni epey bir zorluyor. Bu geçtiğimiz sene Bilge için bir sürü öğrenme ile doluydu. Artık okumasını epey bir ilerletti. Yazma konusunda daha bir başarılı. Matematik konusunda öğrenmek istediği kadarını öğrense de bildiklerini çok güzel kullanıyor. Bilge ile en büyük engelim onu bir şeylere ikna etmek oluyor. Bu durum özellikle okula yönelik işlerde epey bir zorluyor beni. Eğer gerekliliğine inanmazsa imkanı yok yapmıyor. Bir de bir inatçı bazen dakikalarca konuşuyorum neden bazı şeyleri yapmamız veya yapmamamız gerektiğine ikna etmek için.

İçten içe Meryem ile yarışıyor, benim Meryem ile fazladan ilgilenmem onu rahatsız ediyor. Eğer Meryem'in zorlandığı bir soruya o hemen cevap veriyorsa değmeyin keyfine. Ama kafasında idealize ettiği bir Meryem var ve biliyorum hedefi Meryem kadar iyi okumak onun kadar iyi matematik yapmak. Meryem eyalet sınav sonuçlarından aldığı madalyalarla eve dönünce evde büyük kıyamet koptu. Neden Meryem'in madalyonu vardı onun yoktu. Daha yaşının küçük olduğunu, zamanı gelince güzelce çalışırsa onun da alacağını söyledik ama öfkesini bir türlü dindiremedik.

Başarıyı çok seviyor. Okulda öğretmenlerinin biraz ileri düzeyde öğrenciler ile yaptığı çalışmaları övünerek anlatıyor. İleriye dönük en sevdiğim özelliği hataları üzerine düşünmesi ve nerde yanlış yaptığını bilmesi. Futbol ve basketbol ikisini de çok seviyor. Gol attığında veya basket, sevinci görülmeye değer. Tam anlamıyla zevk alarak oynuyor.

Bilge ile zorlandığım konularıdan birisi davranışlarının arkasındaki sebeplere inebilmek. Bazen bir bakıyorum garip garip sesler çıkarıyor. Çok rahatsız edici türden. Veya sandalyede otururken arkama geçmiş saçımı karıştırıyor, sırtıma çıkmak istiyor hem de en çok ben birisi ile konuşurken veya birşey yaparken. Garip garip seslerin sebebi ben sıkıldım veya ortamda birşey beni rahatsız ediyor çığlığı aslında. Beni rahatsız etmesinin sebebi ile benimle ilgilen çağrısı. Oğlum bu isteklerini bana doğrudan söylesen olmaz mı diyorum tabii.





26 Mart 2018 Pazartesi

Bilge 6 Yaşında

Oğlum, bir tanem bu Kasım ayında yapmam gereken bir paylaşımdı. Geç de olsa annen doğum gününü unutmasın istedim. Ne de çok var seninle ilgili gurur duyduğum ve tabii ki ne çok şey var seninle ilgili zorlandığım.
Karakterli ve kararlı yapını seviyorum. Bir şeye karar verince yapıyorsun ama o kararı almak için epey bizi uğraştırıyorsun. Yine her zamanki gibi kendine özelsin. İnsanlara, oyuncaklara taktığın isimlerle bizi güldürüyor kendi hayal dünyada yaşadığın hayallere Elif'i de dahil ederek onun büyümesine katkıda bulunuyorsun. Sen Elif'in Daya'sısın ve Elif de senin Daya'n. Çamur gibi ortaya karışık yemeklerin adı Summalada ve dalga geçmek istediğin insanların soyadı ceksıpir. Çok gürültülü ortamda sanki ortamının gürültüsünü bastırmak ister gibi kulaklarını kapatıp avazın çıktığı kadar bağrıyorsun. Meryem maalesef hala sana karşı acımasız ve sen de Meryem canını her acıttığında hala üç yaşındaki çocuk gibi katıla katıla ağlıyorsun. Hala çok inatçısın ve sana birşeyi yaptırmak için korkutma yolu hiç bir zaman başarılı olmuyor. Ee her zaman iknaya sabrımız olmayınca ara ara yine gerilimler yaşamıyor değiliz. Kaba ve sert davranışları hiç sevmiyor ve böyle davrandığımızda bizi en acımasız bir şekilde eleştiriyorsun.

İçindeki vahşi çocuk zaman zaman bildiği bütün küfürleri edip en sertinden kavga dövüş senaryolarını hayal ediyor biliyorum. Ama bir de romantik bir tarafın var ki nereden nasıl bu kadar hassas olmuş bu çocuk diyorum. Geçen gün kitap okurken sayfaların birindeki tepesi karlı dağ manzarasına bir süre bakıp "it is like you want to keep looking at" sözün senin güzelliğin anlamını bilip nasıl derin derin içine çektiğini özetler gibiydi. Doğadaki çiçeklere dokunmayı onları koklamayı nasıl da seviyorsunç Güzel gördüğün şeyler karşısında hayranlığını kelimelere dökmene hayranım.
Hayvanlar, doğa senin en sevdiklerin. Bu sene ne kadar da çok şey öğrendin. Okuman hızlı bir şekilde gelişiyor. Yeni yeni arkadaşlar ediniyorsun. Zor da olsa okulun kurallarına uyum sağlamayı biraz daha iyi başardın diyebilirim. Yine her zamanki gibi gözlemcisin ve hiç kimsenin hiç bir davranışını kaçırmıyorsun. Bir bakıyorum birimizin haftalar önce söylediği birşeyi sen başka bir ortamda bize geri söylüyorsun. Sanırım en çok da bu yüzden bize tam bir ayna olduğun için senin yanında çok daha dikkatli olmamız gerektiğini biliyoruz.

Seni çok seviyoruz ve seninle gurur duyuyoruz oğlum.


26 Mayıs 2017 Cuma

Elifimiz 2 Yaşında!

Günebakanım, gülen yüzüm, sımsıcak gülümsemem Elif'im,

Seninle birlikte koskocaman bir seneyi daha doldurduk. Her anının içimi ısıttığı anılarımızla dolu bir sene.  Senin her daim gülümeyerek bakan gözlerin, şekilden şekile giren kaşların ve dudağın. mutlu olduğunda minik kuzu yavrusu gibi seke seke gidişin, sıcacık sarılmaların ve kocaman öpücüklerin bir dünyaya bedel.

Alıp başını gitmelerin, hiç bitmeyen inadın ve ne olursa olsun ben buradayım seslenişlerinle bize mutlaka ama mutlaka kendini duyuruyorsun. Belki de bu iki kardeşin üzerine doğmuş olmanın verdiği bir mücadele hissi ile perçinlenen bir durum. Çoğu zaman neşeli ve biraz fazla sosyalsın. Karşımıza çikan insanlar senin o sıcak selamlarından nasibini alıyor.

Mutlaka ve mutlaka beni elimden tutup bir yerlere çekiştiriyorsun. Ya bir yürüyüşe çıkıyoruz, ya mutfağa buzdolabına gidiyoruz, veya bodrum kata oyun alanına iniyoruz. Yani annenin oturmasına pek izin vermiyorsun. Ancak anne sütünü bıraktığımızdan beri artık kendi odanda uyuyor ve geceleri çok az uyanıyorsun. Geceleri ara ara uyansan da o zamanlarda baban seninle ilgilendiği için ben o çok özlediğim gece uykularıma kavuştum. Anlayacağın her yeni güne senin için, sizler için yeteri kadar enerji depolayarak başlıyorum. Bir de o yumuşacık teninin sıcaklığını hissedince değmeyin sabah neşeme...

Evde her kim üzerini değiştirirse sen onunla birlikte üzerini değiştirmeye başlıyorsun. Hepimiz ayrı zamanlarda üzerimizi değiştirdiğimiz için günde 5-6 kez üzerin değişmiş oluyor. O giydiğin kıyafetler ise pek üzerinde duruyor diyemem. Ortalarda sadece bezle dolaşan çıplak ayak oraya buraya koşan bir çocuk görmeye komşular bile alıştı artık. Ancak süslüyüz de. Üzerinde değişmeyi bekleyen bezin olduğunu önemsemeden, Meryem'in güneş gözlüğü ve çantası ile kendine göre havalı havalı dolanmayı da ihmal etmiyorsun. Kendi küçük dünyanda oynadığın oyunları oynarken seni seyretmek pek bir keyifli oluyor. Yorulduğunda ise gelip kafanı göğsüme yaslıyor, sessiz sessiz parmağını emiyorsun.

Maalesef kitap okurken çok sabırlı değilsin. Ya hemen sayfaları değiştiriyor ya da kitabı benim elimden alıp kendin okumaya başlıyorsun. Azimlisin, kafana koyduğunu yapmaya çalışıyor, kararlı ama minik adımlarla hedefine doğru ilerliyorsun.

Kelimelerin her geçen gün artıyor. Artık ikili, üçlü kelimeli cümleler kuruyor, atlıyor, zıplıyor, yaşının gereklerini fazlası ile yapıyorsun. Abin ve ablan ne  yaparsa sen de onlara takılıyor, onların davranışlarını kopyalıyorsun çoğu zaman. Bu iyi de olabiliyor kötü de. Mesela istediğin birşey olmadığında ağlama şeklin aynı Bilge. Yani epey bir kulak tırmalayanından. Birşeyi yapmak istemediğindeki dudak büküşün ise aynı Meryem. Kızgın taklidi yaptığında ise benim veya babanın sözlerini teklarlıyorsun. İşaret parmağını havaya kaldırıp, kaşlarını çatarak "hayır" demen seni kızgın göstermenin tam aksine ayrı bir sevimli yapıyor. Bu sevimli olma durumunun farkında olarak kızacağımız birşey yaptığında hemen bize o meşhur hayır taklidini yapıyorsun. Ve tabii ki bizim sinirli duruşumuz çok uzun sürmüyor öyle bir durumda. Sıcacık kahkaların, oyun oynarken kendi kendine mırıldandığın şarkılarla evimize ışık oluyorsun, Sen, Bilge ve Meryem... Birbirinizi kovalamalarınız, kanapenin kenarından minderin üzerine atlamalarınız, oraya buraya taşıdığınız battaniyeler ile kurduğunuz minik yuvalar, sıkıcı geçen günlerimizi anlamlandırıyor, Mutsuzluklarımızı silip götürüyor.

İyi ki doğdun canım kızım, gün aydınlığım...


31 Mart 2017 Cuma

Meryem 8 Yaşında!

Canım kızım 8 yaşını doldurdun artık. 8 yıl boyunca seninle birçok anı biriktirdik ve beraber büyüdük. Kişiliğin daha bir belirginleşiyor. Arkadaşların ile oyun oynamak ve yüksek sesle müzik dinlemek şu an en sevdiğin iki aktivite. Bir de kitap okumak veya dinlemek ve film seyretmek.

Dışarıda oyun alanında, zıplama-hoplama yerlerinde oynamayı, buz patenini, tubing ve kaydıraklı havuzları çok seviyorsun.

Birlikte en çok vakit geçirdiğin iki arkadaşın şu aralar: Vincent ve Mirabel. Vincent ile beraber kaykaylarınıza biniyor, evin önündeki tepeden bir aşağı iniyor bir yukarı çıkıyorsunuz. Bu sırada bir sürü hayaller kuruyorsunuz tabii. Vincent'in video oyunları merkezli hayalleri senin macera eksenli hayallerin ile buluşuyor. Mirabel ile bol bol müzik dinleyip dansediyorsunuz. Bir de sebepsiz yere gülücükler saçıyorsunuz. Çocukluğun en güzel yanlarından birisi ona bulmak gülmek değil midir zaten.
Seninle beraber doğa yürüyüşleri yapmayı seviyorum. Ormanın derinliklerinde kaybolmayı en az benim kadar sen de seviyorsun. Uzun yürüyüşlerimizde bir sen yorulmuyor veya zorluklardan şikayet etmiyorsun.

Bir de tabii Panera Bread kaçamaklarımız. Smoothie ve blueberry cake senin favorilerin. Ben ise cafe latte alıyorum genelde. Sen benim lattemden kaçamak yudumlar alıyorsun ara ara.

Bilmiş bilmiş konuşmaların ile zaman zaman bize öğütler veriyor, arada da patronluk yaparak bizi idare etmeye çalışıyorsun.

Elif için vazeçilmezsin, onun biricik "Aya"sısın. Geceleri odada ben olmadığımda hemen senin yanına geliyor. İkiniz de sarılmayı fazlasıyla sevdiğiniz için koyun koyuna güzel bir ikili oluşturuyorsunuz.

Seninle en büyük problemlerimizi çalışma konusunda yaşıyoruz. Daha hala kararlı ve düzenli çalışma alışkanlığımız oturmadı. Bir de tabii odan... Eşyaların darmadağınık. Benim sıkı bir uyarım olmadan nedense hiç düzelmiyor.

Mutlusun, sağlıklısın, akıllısın, güzelsin, ve benim bir tanemsin. Seninle yeni güne uyanması çok güzel. Bir de seni çok heyecanladıran kitapları senden dinlemek. Sanki  o kitaplardan kesitler sürekli zihninde. Daha bu sabah neden Wonder kitabının neden Wonder olduğundan bahsediyordun. August, kitabın kahramanı, heyecanla annesine sarıldığında annesi ona nasıl oğlunun "wonder" olduğunu söylemişti. Bu küçük sevgi ışıltıları barındıran detayların bütünlüğünde yaşamayı seviyorsun. Çünkü sevgi dolusun. Herkese karşı... Senin en çok bu kucaklayıcı sevecenliğinle gurur duyuyorum.

Canım kızım, iyi ki varsın ve iyi ki benim kızımsın. Seni çok seviyorum.


İyi ki doğdun!

20 Ocak 2017 Cuma

İyi ki Doğdun Oğlum!

Zaman çok çabuk geçiyor. Bir seneyi de devirmek üzereyiz (ben bu yazıyı yazdığımda öyleydi). Bu sene nasıl bitti hiç ama hiç farkında değilim. Bilgem ise bir sene daha yaş aldı. Oğlum beş yaşını doldurdu. Canım oğlum, iyi ki doğdun! Biz senin doğum gününü bir ay önce kutladık ama annen ancak kafasını toplayıp bu yazıyı yazabildi.


Doğum günü pastanı birlikte seçtik, üzerini sen kendi ellerinle süsledin. Pastanın üstünü örümceklerle kaplamak senin için büyük bir keyifti. Hediye olarak doğum gününden hemen önceki hafta sonu seninle bir boyama stüdyosuna gittik. Uzun bir düşünme sonrasında bir gergedanı boyamaya karar verdin.


Büyük bir keyifle gergedanını tamamladın. Doğum gününde birlikte sürekli söyleyip durduğun arabalardan birini almak için bir mağazaya gittik. Uzun bir düşünme sonrası dev traktörlerden birisini almaya karar verdin. Hediyeni aldıktan sonra arabamıza dönerken bana dönüp bir dahaki doğum gününün ne zaman olduğunu sordun. Bu doğum günü/haftası epey bir hoşuna gitmişti tabii. Daha 12 ay var diye doğum gününün mantığını anlatmaya başlamıştım ki baktım sen beni dinlemiyorsun bile. Çünkü cevabını çoktan almıştın. Daha çook zaman vardı.

Her zamanki gibi hayal dünyan çok zengin. Saatlerce kendi başına oynayabiliyor, etrafında olan eşyalarla kendine hemen bir oyun kurabiliyorsun. Meryem'in tenis aktivitesinin bitmesini beklerken baktım sen kendi arabalarınla kendine başka bir dünya kurmuşsun bile.



O otlar nereden geldi ne ara bir yuvaya dönüştü farketmedim bile. İşin güzel yanı Elif seni izlerken o da senin yanında kendi dünyasını kuruyor.

Dışarıdan topladığın otlar, taşlar evdeki oyuncak hayvanlarına yemek oluyor hemen.


Bir bakıyorum kunduz olmuş evdeki kıyafet askılarından kendine ev yapıyorsun. Bir bakıyorum köpek olmuş yere döktüğün mısır gevreklerini yiyorsun. Veya ben mutafakta iş yaparken sen yanımda makarna kutularından kendine bir oyun çıkarabiliyorsun.



Duyguların alev alev. Bazen sanki her an patlamaya hazır bir yanardağ gibisin.  Seni tahmin etmek hem çok kolay hem de çok zor. Hissetiklerini bir şekilde dışa vuruyorsun. Bu durumu seviyorum ama biraz da endişeleniyorum. İleride tepkilerin sana çok zarar verir mi diye korkuyorum.

Okulda bazen kontrolsüz davranman aslında br uyarı sinyali. Sıkıldım, ben buradan gitmek istiyorum veya annemi özledim haykırışların ama bunları kelimelere dökmek yerine etrafa saldırıyor veya saçma sapan davranıyorsun. Aynı şekilde evdeki kavgalarımızın başında senin daha çok ilgi, anlayış ve birebir zaman ihtiyacından kaynaklanıyor.

Gözlemlerin, tepkilerin beni hem güldürüyor hem de düşündürüyor.

Geçen Perşembe sizi okula hazırlarken yine oyalandığımızı düşündüm ve sana kızıyorum "hadi acele etmemiz gerek bugün öğrencilerimle son ders günümüz" deyince "last week you said it was your last class". Geçen hafta da aynı şeyi söylemişim ve haklı. Aslında geçen Perşembe son dersimizdi bu Perşembe ise sınav zamanı. Ben kemküm diyerek açıklamaya çalıştım ne demek istediğimi.

Yine bir akşam yatma öncesi kriz anı. Sen her zamanki gibi yatağına yatmakta problem çıkarıyorsun ve ardı arkasına bana bahaneler sıralıyorsun. Üst katı sevmiyorum, bugün benim kitap sıramdı, benim su şişem nerede... Ben yine gerildim ve sinirli bir şekilde biraz hırpalayarak hepinizi tek tek yataklarınıza yatırdım. Sonra yanınıza gelip sizi teker teker öptüm. O günkü kitabımızı açıp okumaya başlayacaktım ki sen yattığın yerden yine Bilgece bir yorum yaptın:
--Anne sen bize iyi davranırsan bir seni dinleriz. İnsanlara kötü davranırsan onlar da sana kötü olurlar.

Oğlum bu sene epey bir ilerleme kaydettin. Artık iki tekerli bisiklete biniyor, kendi başına can simidi olmadan havuzda durabiliyorsun.

Okulda biraz daha mantıklı davranıyor, eve daha az problem getiriyorsun. Yine başının dikine gidiyor ve kafana koyduğunu yapıyorsun. Ancak sonuçlarını söyleyince onu anlıyor ve itiraz etmiyorsun. Mesela seninle bir çikolatalı süt olayımız var. Sen birgün okula çikolatalı süt götüreceğim diye ısrar ettin. Ben de götüremezsin dedim. Sen ısrarında devam ediyorsun. Ben ise neden o kadar karşı çıktım onu hatırlamıyorum. Ancak sana en son kapıdan çıkarken eğer bugün o sütü okula götürürsen bu senenin sonuna kadar bir daha çikolatalı süt içemezsin dedim. Sen tamam  diyerek kabul ettin.  Bu olay Kasım ayında olduğu için yıl sonuna çok bir vakit kalmamıştı. Ancak bir kaç hafta sonra ben bu konuşmayı tamamen unutmuştum sen "anne ben çikolatalı süt içemem değil mi" diyerek hatırlatana kadar. Bir başka zaman ben sana hatırlatınca hiç itiraz etmeden kabul ettin. Çünkü bu daha önce yaptığımız bir anlaşmaydı ve kafanda herşey çok netti.   Yani sana sonucunda ne elde edeceğin açık birşekilde söylenince sen de net davranıyorsun. Sanırım bizim en büyük hatamız seninle o ciddi konuşmaları yapmaya zaman ayırmayıp senin (hepinizin) bizi anlamaya çalışmanızı beklemek oluyor.

Senin büyümeni izlemeyi seviyorum. Seninle yapacağımız derin konuşmalarımızı dört gözle bekliyorum. Biliyorum ki sen sevince tam seversin ve seni dost olarak kazananlar çok şanslı.

İyi ki doğdun oğlum ve iyi ki varsın. Senin bana söylediğin "You are the best mom in the whole world" ben de sana aynı şekile söylemek istiyorum "You are the best son in the whole world!" İyi ki doğmussun. Varlığınla hayatımızı zenginleştiriyor, bizi daha derinlere götürüyor ve hayatımıza neşe katıyorsun.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Elif Bir Yaşında!

Canım kızımın bugün doğum günü. Bundan tam bir yıl öncesi kızımı kucağıma almıştım. Bütün gece ana kız koyun koyuna uyumuştuk. Sonra yavaş yavaş birbirimizi tanımaya ve anlamaya başladık. İlk birkaç hafta geceleri bir on -onbeş dakika olan ağlama krizlerin haricinde hep kolay bir bebektin. Bir arada olunca keyfimize diyecek yoktu.

Canım kızım, gülen yüzüm, içimin aydınlığı iyi ki varsın!


O yüzüne yayılan kocaman gülümsemen ile iyi ki içimizi ısıtıyorsun. Azimli, sevecen, sosyal ve çok hareketlisin. Ayrıca çok da iyi bir gözlemcisin. Hangi eşya nasıl kullanıyor gözlemliyor ve hemen bizi taklit ediyorsun. Bulduğun taraklar ile saçını taramaya çalışıyor veya tokaları saçına takmak için uğraşıyorsun.

Yemek ve uyuma konusunda bize hemen hemen hiç problem çıkartmadın. Genel olarak yemek yemeyi seviyorsun. Verdiğim yemekleri şöyle dilinin ucu ile bir tadıp tadını beğenirsen ağzını kocaman açıyorsun, yok beğenmezsen kaşığı elin ile itiyorsun. Eğer önüne koyduğumuz bir yemekse sanki bizimle dalga geçer gibi ben önüne koydukça sen yere atıyor ve bir de bana şımarık şımarık gülümsüyorsun. Üç gündür okula anne sütü yerine inek sütü gonderiyorum ve çok şükür şişeler hep boş geliyor. Hemencecik inek sütüne alıştın.

Uykuların da bir haftadır daha bir düzene girdi. Artık kendi odanda ve kendi yatağında yatıyorsun ve geceleri bir veya en fazla iki kere uyanıyor sonra çabucak uyuyorsun. Ben geceleri seninle ilgilenmeyi bıraktım. Baban ilgileniyor ve çok şükür bu geçiş beklediğimizden çok daha kolay oldu.

Yürüyor, koşuyor, tırmanıyor, ve oyunlara katılmaya çalışıyorsun. Bilge ile oyunlar oynuyorsunuz. Birbirinizi kovalayıp, aniden birbirinizin karşısına çıkmak en favori oyununuz. Bilge oyuncaklarla oynadığı zaman sen de onun yanında oyuncak kutusunu karıştırıp kendine göre oyuncak seçiyorsun. Minik tuşlu müzik aletini çok seviyorsun mesela. Yavaş yavaş arabalar ile oynamaya başladın. Elinle ittirerek araba sürmeye çalışıyorsun. Bir de topları çok seviyorsun. Kocaman topları büyük bir gurur ile taşıyorsun. Tam olarak atamasan da bir şekilde bırakıp tekrar almaya çalışıyorsun. Oyun parklarından seni zor çıkarıyorum. Salıncağa bayılıyorsun. Bıraksak saatlerce sallanabilirsin. Belli bir zaman sonra uyku uyanıklık arası biraz keyifle biraz uyku mayhoşluğu ile o salıncakta oturuşunu seyretmeye bayılıyorum.
Kaydıraktan kaymak, merdivenleri tırmanmak sonra oradaki çocukları izlemek hepsi de senin için ayrı bir keyif.

Geçen gün sana ait gelişim anketini doldururken içimden şükrettim. Herşey yolunda çok şükür diye. Kendisini seven, mutlu, ilgili istekli bir çocuksun, ne güzel! İsteklerini ve istemediklerini şimdiden bize çok güzel anlatıyorsun. Mesela uykun geldiğinde o kulak tırmalayacı şikayet eder sesin, kızdığın zaman ayaklarını yere vurup istemediğini belli edişin, mutlu olduğun zamanlarda kedi mırlamaların hepsini çok seviyorum.

Canım kızım senin gülüşünü,o başını alıp kendi kendine yürüyüp gitmelerini, sıcacık sarılmalarını, üzerini çıkardığımda kendi vücüduna dokunup bundan mutlu olmanı, biz bir şeye güldüğümüzde sanki ne dediğimiz anlyor gibi senin de kahkaha ile gülmeni, bir şey yediğimizde yavru kuşlar gibi yanımıza gelip ağzını açmanı, seni sen yapan bütün bu küçük ayrıntıları çok seviyorum.

Herşeyin farkında olarak dolu dolu yaşadığını görüyor ve bunun için çok seviniyorum.


Canım kızım iyi ki doğdun!

İyi ki doğmuşum diyorsun değil mi...



Ayrıca ne güzel ki hepimizin göz bebeğisin. Ablan da abin de seni hem çok seviyor, koruyor ve kolluyorlar hem de bir türlü paylaşamıyorlar.


24 Mart 2016 Perşembe

Masallar


Meryem'in isteği üzerine kayıt altına alınan masalllar:

Süpriz Doğum Günü Kutlaması
Meryem'in bugun doğum günüydü. Dolu dolu güzel bir gün geçirdikten sonra yatağına yattı. Tam o sırada "Meryem" diyen bir ses duydu. Etrafına bakındı ama kimseler yoktu. Tekrar "Meryem" diye bir ses duydu. Kimsecikler yoktu. Aynı ses "Meryem daha doğum günün bitmedi" dedi. Biraz daha dikkatli bakınca kulağının hemen orada bir tane minik bembeyaz kıyafetler içinde bir peri vardı. Peri ona benimle doğum gününü kutlamak için masallar ülkesine gelmek ister misin diye sordu. Meryem heyecanla yerinden kalktı. Meryem için çiçeklerden yapılmış bir koltuk bembeyaz bir kuğunun sırtındaydı. Meryem çiçekten koltuğuna oturur oturmaz kuğu havalandı. Birlikte bulutların üzerine çıktılar. Bir süre bulutların üzerinde uçtuktan sonra kuğu yavaş yavaş alçalmaya başladı. Sonra Meryem'i yemyeşil çayırların üzerine bıraktı.

Burası Meryem'in hayal ülkesiydi ve burada Meryem'in sevdiği herşey vardı. Meryem iner inmez yanına minik minik bir sürü tavşan geldi. Beyaz tavşan, gri tavşan, siyah tavşan, kahverengi tavşan her renk tavşan vardı. Meryem tavşanlara eli ile havuç yedirdi. Onlara sarıldı, bir süre tavşanları ile oyunlar oynadı. Sonra hayal ülkesinde yürümeye başladı. Karşısına tamamen çiçeklerden yapılmış bir küçük kulübe çıktı. Penceresinin kenarları güllerle kaplı, kapısı papatyalarla. Çatısı rengarenk bir sürü kır çiçeklerinden yapılmıştı. Kulübenin  içerisinde papatyalarla kaplı bir koltuk ve pembe ve beyaz güllerle kaplı bir yatak vardı. Meryem içeri girer girmez çok güzel bir müzik çalmaya başladı. Müzik Meryem'in en sevdiği dans melodilerinden oluşmuştu. Müzik ona Fındıkkıran balesindeki şekerleme perisinin dansındaki çalan müziği anımsatmıştı. Bir anda bir sürü beyaz peri Meryem'in etrafını sardı ve Meryem'e çok güzel beyaz bir elbise giydirdiler. Saçına ise tamamen beyaz çiçeklerden yaptıkları bir taç taktılar. Meryem aynı beyaz periler gibi olmuştu. Hep beraber dans ettiler. Meryem uzun uzun dans etti.

Danstan sonra hayal ülkesinde gezintisine devam etti. Karşına minik minik ağaçlar çıktı. Bu ağaçları çikolata ağaçlarıydı. Meryem'in en sevdiği çikolatalar vardı. Hepsinin tadına baktı.

Gitme zamanı gelmişti. Gitmeden önce beyaz peri ona kalp şeklinde çiçek kurularından yapılmış bir kutu verdi. Kutunun içerisinde ise bir tane yumuşacık küçük bir oyuncak tavşancık vardı. Meryem perinin verdiği kutuyu alıp eve yatağına döndü. Sabah uyandığında ne kadar güzel bir rüya gördüm diye düşünürken eline yastığının altında birşey geldi. Bu ona perinin verdiği kalpli kutuydu. Ve oyuncak tavşanı kutunun içerisindeydi. Gerçekten hayal ülkesine bir yolculuk yapmıştı...

23 Mart 2016 Çarşamba

Meryem 7 Yaşında

Kızım bugün 7 yaşını doldurdu. Bu sene Meryem ile ilgili yazılarımız doğum günü gelmeden hazırdı. Haftanın öğrencisi olduğu zaman Emre ve ben birer sayfa mektuplarımızı yazıp göndermiştik bile. O yazıları bu sayfaya ekledim. 

Kızım seni sen olduğun için çok seviyoruz. Bilmiş bilmiş konuşmalarını, yerinde gözlemlerini ve hiç bitmeyen enerjini çok seviyorum. Herşeyi ne kadar da çabuk öğreniyorsun!


İyi ki doğdun ve iyi ki benim en büyük kızımsın!



Kızımın yeni yaşının ilk gününde canım kızımız ve oğlumuzla. Elif'im daha uyuyordu.



My Little Sweet Angel Meryem,
I remember your eyes were full open seconds later you were born and you were staring at me with your big dark eyes. I love those eyes. You sure have an expressive face and I like how that communicates your feelings sometimes even stronger than your words.
I like the big smile on your face and I want to see that smile all the time. It is making me feel happy. It is making us all happy (your daddy, your brother and your little sister). Your big smile is like the touch of sun light on our faces in the mornings when we wake up. I love it! It is scientifically proven that emotions are contiguous so once you are around I can’t think of anyone that will not pick up your happiness. You sure will be one of those people everyone will want around. You have a magic in your smile!
You made me proud so many times and I know whatever you start doing you will do the best. You were rocking out at the soccer field. I really enjoy how you get better in playing the piano. You are brave and strong. As soon as you started walking you were practicing climbing and monkey bars. You will try out doing new things and you will learn how to get better at things. You sure do not give up easily.
You are a great big sister. Even though you and your brother have some though times during your play time I know you always take care of him and your little sister. Once we are outside you watch them carefully. You always make sure they are safe and happy.
You attend to every detail, and respect to your friends' choices. At the same time you expect the same respect. You come home learning new things, you pick up books that you will learn.  
I love our summers where we go out for walking, you ride your bikes, hiking in the woods, spending hours at the beach and having lots and lots of picnics, breakfast-picnic, late afternoon picnic, dinner picnic… Sometimes ending the day by getting a big ice-cream - you always pick strawberry and chocolate, I usually pick mint-chocolate chips and Bilge always tries something new.
I love finding notes in random places like in your pocket or your backpack all saying how much you love me. As you say “I love you when you hug me, I love you when you smile”. We grownups sometimes forget how it is important to give those big warm hugs and having that magical smiles on our faces. I have one of your notes in my office reminding me those.
I think I miss waking up with your interesting questions like why blue berries are blue or how the very first tree came out in the world. Even though we don’t always have the answers we think together and those conversations always open a door for something new we did not know before. I think we are having less of those recently, so we should pick that up soon. Those questions always show me how much hard thinker you are and how careful you are in your observations.
I know you want 100 stuffed animals in your room, you want a big backyard where you can grow a variety of fruits and plant our favorite herbs- we will make sure to have mint for you and basil for me. We will definitely have lots and lots of flowers. I am not sure if we will be able keep bunnies in our backyard but it is fun to dream about having a lot of fluffy bunnies and a doggie. Whatever the future have for us I know it will definitely have a lot of fun, surprises, new experiences and lots of learning.


I am so happy to have you as my daughter, you are my little sweet angel that makes me happy all the time.  Love, Mommy

Emre'den:

Dear Meryem
After starting the first grade, I am very happy to observe your improvement. You surprise me with the new things you learn at school, some of which I even don't know myself. I enjoy seeing your artwork, you start to work on details and your work includes very specific details that shows your attentiveness. Your reading improved steadily throughout the school year. At the end of the year l believe that you will start reading chapter books. I can't wait to hear the stories that you will read us.


I admire your patience and caring towards your little brother and sister. Both of them enjoy spending time with you. At times you become little Ms. Watrich and start teaching new things to your brother, read books to him. Both your brother and sister loves to play with you.
As your parents we are very proud to see the improvement in you. We are happy to see the things you achieve when you work hard. We want you to be a hard working, caring and happy person. We are glad to see that you are on the right direction.. We are very happy and proud to be your parents.

10 Kasım 2015 Salı

İyi ki Doğdun Bilge!

Canım oğlum dün 4 yaşını doldurdu. Bu sene doğum günü için o kadar heyecanlıydı ki biz bile artık gelsin dedik. Eylül'den beri Kasım'ı bekliyoruz. Doğum gününü kutlamak için kendi kendine planlar yaptı. Bana market alışverişimiz sırasında nasıl kek istediğini gösterdi. Kekinin üzerinde oyuncak süslemesi olmalıydı. Okuldan hangi arkadaşlarını doğum gününde görmek istediğini bile tek tek saydı. Bu sene için okul arkadaşlarını çağıramayacağımızı, sadece küçük bir grupla yapacağımızı söyledim. İleride büyük bir evimiz olduğunda istediği arkadaşlarını davet edebileceğini söyledim. Önce sadece erkekler olsun dedi. Ancak buradaki Türk topluluğunda kızlar daha çoğunlukta. Kızların da olabileceği iznini küçük bir ikna sürecinden sonra alabildim.

Pazar sabahı uyandığında ona doğum gününü o gün kutlayacağımız müjdesini verdim. Heyecanla mutfak çekmecelerini karıştırmaya başladı. Sonra birkaç eski mum buldu. Çeşmede yıkayıp özenle bir köşeye koydu. Anne kek be light lazım onları alalım olur mu dedi. Planlarını yapmıştı bile.

Kekimizi evde yaptık. Üzerine süpriz batman oyuncağı koydum. Çocuklar gelince bir süre dışarıda oynadılar. Onlara çöp poşetleri ile çuvalla zıplama yarışması yaptırdım.




Biraz olsun dışarıda enerjilerini atınca eve geldik. Kıtap ayıracı süsleme aktivitesini masa başında yaptıktan sonra pizza, patatesli sigara böreği ve meyveden oluşan menümüzden yemekleri seçip karınlarını hızlı bir şekilde doyurdular. Bilge kek için sabırsızlanıyordu. Sonunda mum üfleme zamanı gelmişti. Heyecanla pastanın başına geldi, iki sarı iki mavi olan dört mum seçip pastanın üzerine koyduk. Mumlarını üfleyip pastasını kestik.



En eğlenceli kısmı hediyelerdi. Ninja kaplumbağa saati, ayakkabıları, demir adam oyuncağı favorileri arasındaydı.

Heyecanını ve ayrıntılara gösterdiğin ilgini çok seviyorum. Amerikalıların multitasking dediği yetenek sende fazlası ile var. Bir köşede kendi oyununu oynarken bir kulağın ve nasıl oluyor bilmiyorum ama bir gözün de etrafında olan bitenlerde. Kendi oyununu tamamlayıp sonra bütün ayrıntıları ile başka bir aktiviteye başlıyabiliyorsun. Daha geçen gün ben konferansa giderken benim üzerimi giyindiğimi farkettin kapıdan gitmeden bana isim kartımı  uzattın. Anne bunu takman gerekiyor diye de uyardın. Doğru ben unutttum ama sen unutmadın.

Kararlısın ve ne istediğini biliyorsun. Bu bazen aramızda ufak tefek problemlere sebep olabiliyor. Çünkü her zaman senin istediklerini yapacak vaktimiz olamayabiliyor. Bir de kelimelerini az kullanıyorsun. Bazen ne istediğini tam olarak anlatmadığın için kısa süreli (veya uzun) krizler yaşayabiliyoruz. Aslında bu konuda daha iyiye gitmeye başladık. Okuldaki Mrs. Gloria ile olan konuşmamız bu konuda bize epey bir yardımcı oldu diyebilirim. Her yaşadığımız problemin altında kendini tam olarak ifade edememe sorunu olduğunu farkettim. Ben sana duygularını sordukça sen de daha çok kelimelerini kullanır oldun. Önceki gibi sebepsiz ağlamalar veya yersiz yere birisine vurmalar yerine artık duygu analizi yapıyoruz beraber. Sen Meryem'e vurunca ben sana niye vurdun diye kızmak veya hemen bir ceza vermek yerine neden vurdun diye soruyorum ve mutlaka bir sebebi oluyor. Sonra bir arada düşünüyoruz vurmak yerine ne yapabilirdik diye. Artık bazı problem davranışların çözüm bulacağı konusunda çok daha umutluyum. Dün mesela ben giderken ağlamaya başladın. İki şey, iki şey diyordun. Sonra ben senin bu iki şey sözüne dikkat kesilmeye karar verdim. Ne demek istiyorsun diye sorunca sen daha detaylı anlattın. Senden gitmeden iki şey istiyorum demeye çalışıyormuşsun mesela. Birincisi pijamanı benim giydirmemi ikincisi de gitmeden bana güle güle demeyi. Aslında ne kadar da basit şeyler değil mi? Ama biraz ilgisizlik veya yanlış bir tutum bu durumu krize çevirebiliyor. Bugün sabah yine benzer bir durumla karşılaştık. Elif'i sınıfına bıraktık ama sen bir türlü oradan ayrılmıyorsun. Bana sarılmak istiyorum diyorsun. Ben sana sarılıyorum olmuyor. Sonradan anladım ki Elif'i bırakırken ona sarılıp bay-bay demek istiyormuşsun. Hemen dönüp Elif'e sarıldık ve problem çözüldü. Bilgecim seninle bu iletişim konusunda daha çok çalışmamız gerekecek ama şunu biliyorum ki biz seni anlamaya çalıştıkça sen de daha çok kendini anlatmaya çalışıyorsun ve bu durum beni çok mutlu ediyor.

Yemek konusunda çok netsin. Ne istediğini biliyorsun ve sevdiğin yemek olunca çok güzel yiyorsun. Sevmediğin yemek olunca ise işimiz çok zor. Bir iki lokma alıp ben doydum diyorsun. Yeni tatlara açık olup herşeyi denemen ise bir ayrı hoşuma gidiyor. Misafırliğe gittiğimizde birşeyler ikram edilince yemekten büyük bir keyif alıyorsun. Sana özel bir tabak hazırlıyorum. Güzelce masaya oturup özenli bir şekilde yemeklerini yiyorsun. Diğer çocuklar oyun oynuyorlarmış önemli değil. Sen öncelikle tadını çıkara çıkara yemeklerini yemelisin. Benim küçük gurmemsin sen.


Şu aralar bütün film kahramanları seni epey bir meşgul ediyor. Optimus prime en yakın arkadaşın, dinazorlar en sevdiğin hayvanlar diyebilirim. Birileri ile güreşmeye bayılıyorsun. Bazen içindeki enerjiyi atman için acaba eve bir kum torbası alsam mı diye düşünmeden edemiyorum. Bazen arkadaşlarla aramızda bu çocuk dağcı olacak esprisi yapıyorduk birazcık doğruluk payı yok değil. Dün evimizin duvarına tırmanmaya çalışıyordun. Bu kadar da değil Bilge dedim içimden. Doğa yürüyüşlerimiz sırasında etrafa olan ilgin, sevgin ve herşeyi tek tek incelemen çok hoşuma gidiyor. Birlikte yaprak çeşitlerini inceleliyoruz, gördüğümüz hayvanları ayırt etmeye çalışıyoruz. Çiçekleri çok seviyorsun ve özenle ilgileniyorsun. Bu sanırım bir erkekte olabilecek güzel bir hassasiyet.

Sosyal olarak kendi arkadaşlarınla ilişkilerin güzel ancak ilk girdiğin ortamlarda bir anda insanlara kaynaşamıyorsun. Hatta biraz utangaç davranıyorsun diyebilirim. Oyun alanlarında ilk adımı karşı taraftan bekliyorsun. Büyükler sana bir soru sorduğunda utangaç cevaplar veriyorsun. Evimize misafir gelmesini çok seviyorsun. Özellikle abilerin olması hoşuna gidiyor. Ancak bazen nasıl davranacağını bilemediğinden seni kafamızda, omuzlarımızda bulabiliyoruz ve bu durum bizim için epey bir zor oluyor. Bir yandan arkadaşlarımızla konuşmaya çalışırken bir yandan da sana yetişmeye çalışmak hiç kolay olmuyor. Aslında orada ben de buradayım, benimle de ilgilenin demek istiyorsun ama bunu direkt söyleyemediğin için dolaylı yollardan dikkat çekmeye çalışıyorsun.

Resim çizmelerine bayılıyorum. Senin resimlerin öyle ezbere çizilen resimlerden değil. Çizdiğin insanlar senin gördüklerinin yansımaları ile bütün ayrıntılarını taşıyor. Kafa basit bir yuvarlak, vücüt öylesine bir çizgi değil. Kafalar yuvarlağa benzer çizgiler, vücutlar biraz dikdörtgen, saçlar da çizdiğin kişiye göre dağınık, uzun, kısa. Aynı senin gibi sana özel.

 Canım oğlum iyi ki doğdun, iyi ki varsın! ve iyi ki bu kadar özelsin...


15 Nisan 2015 Çarşamba

Meryem 6 Yaşında

Zaman ne kadar hızlı geçiyor. Göz açıp kapayıncaya kadar kızım 6 yaşına girdi. Bu 6 sene içerisinde ne kadar da çok şey değişti. Özellikle bu son sene Meryem'in gelişmesi açısından çok verimli oldu. Okula başladı, okumayı öğrendi, kendisine yeni arkadaşlar edindi, ne sevip ne sevmediğinin daha çok bilincine vardı ve hatta bizimle akıl yarıştırır oldu. Tabii bu zaman zarfında hala değişmeyen şeyler de var. Mesela hala bize sarılmayı çok seviyor, yanımızda yatmak istiyor, yemeklerde hala çok seçici ve parmağını emmeye inatla devam ediyor.

Bu sene Meryem'in doğum gününü küçük bir arkadaş grubu ile yaptık. Amaç Meryem mutlu olsun idi. Ben biraz tembellik yapıp Bilge'nin geçmiş doğum gününü de araya sıkıştırdım. Aslında Bilge'ye haksızlık olsun istemedim. Çünkü oğlum doğum gününde hiç hediye almamıştı ve şimdi Meryem o kadar hediye alırken kendisini kötü hissedebilirdi. Aslında bunun o kadar iyi bir fikir olmadığını sonradan anladım. Meryem bu günün tamamiyle kendisine özel olmasını istiyordu ve bu özel gününü Bilge ile paylaşmaktan çok mutlu olmamıştı. Artık anlıyorum ki çocuklarım kendi isteklerinde ısrarcı olacak kadar büyüdüler ve bu şekilde bir dayatmayı gelecek senelerde yapabilmemin imkanı yok. Çok büyük bir doğum günü olmamasına rağmen epey bir hediyeleri oldu. Arkadaşları ile bir arada vakit geçirmiş oldular. Benim için her ne kadar evde yaptığımız bir parti de olsa ikramdı, pastaydı hazırlıklar epey bir yorucu oldu.

Pasta kesiminden önce çocuklar onlar için hazırladığım birkaç etkinlikte oynadılar. Sıcak patates kimin elinde kalacak bakalım?


Olaf'ın burnunu gözü kapalı olarak bulabilecek misiniz?


Şimdi mumları üfleme zamanı. Evde yapıp süslediğimiz cupcakeler bu seneki doğum günü pastalarımız.


Doğum günleri konusunda artık epey bir tecrübeli olan Meryem benim liderliğime gerek kalmadan kendi başına hediyeler için kendisine bir köşe oluşturmuş sandalyesini çekmiş, hediyeleri açmaya başlamıştı bile.




Bu geçtiğimiz bir yıl içerisinde Meryem kendisini, isteklerini daha iyi anlatır oldu. Küçükken anlatmadığı şeyleri bile zaman zaman hatırlayarak paylaşıyor. Mesela babaannesinde onu yalnız bıraktığımız zaman nasıl üzülüp bizi özlediğini söyledi bir ara. Ve bu olay seneler önce olmuştu. Sonra okulda uyku vakitlerinde öğretmenlerinin onları uyutmak için pışpışlamalarından hiç bir zaman hoşlanmadığını ama ayıp olmasın diye sesini çıkaramadığını anlattı. Geçen hafta sonu gittiğimiz doğum günü partisinde bir arkadaşının annesi ile konuşurken bahar tatilinde hiç bir şey yapmadığımızı söylemiştim. Eve gelip bahar tatilinin nasıl dolu dolu geçtiğinden konuşurken ve yaptığımız etkinliklerden bahsederken bana suçlayıcı bir tavırla neden Ashley'in annesine bunları söylemediğimi sordu. Ben Meryem'in bizi dinlediğinin bile farkında değildim oysa ki... Babası ile zaman zaman tartıştığımızda hemen bir yorumda bulunuyor. Bazen bunu kafasında çok büyütüp bizim ayrılmamız gerektiğini söyleyecek kadar bilmiş davranıyor. Yani davranışlarımız konusunda çok daha dikkatli olmamız gerekiyor artık.

Okulda hala sınıfın en sessizlerinden. Hala sıkılgan ve isteklerini ve istemediklerini ifade etme konusunda utangaç. Ancak çok iyi bir gözlemci. En ufak ayrıntılara dikkat ediyor. Çabuk yaralanıyor ama tepkilerini açıkca belli edemiyor. O zaman daha çok içine kapanıyor. Pazar günü pikniğe gitmiştik sonrasında banyo yapamamış ve ertesi gün okula o şekilde gitmişti. Temiz değildi ama çok da pis değildi. O gün sınıfındaki arkadaşlarından birisi ve bir de tanımadığı bir çocuk ona pis koktuğunu söylemiş ve bu onu çok üzmüş. Sana böyle söylediklerinde sen ne dedin diye sordum. Hiç birşey söylememiş. Ben o an nasıl içine kapanıp elini ağzına götürdüğünü tahmin edebiliyorum. Sadece hafta sonu banyo yapamadın ya ondandır demekle yetindim. İşin garip tarafı Cuma günü tertemiz duş almıştı ama yine de bu yeterli olmamıştı. Bilge ondan çok daha kötü kokuyordu. Bilge'nin öğretmenleri hakkımızda ne düşünmüştür onu düşünmek bile istemiyorum. Bu durum sadece benimle paylaştığı kısa bir kesit. Onu böyle zaman zaman kıran daha neler olabiliyordur düşücesi bile içimi acıtıyor. Sanırım bizim bu aşamada yapabileceğimiz ona her zaman eleştiriye açık olmayı ama bu gibi durumları hiç bir zaman kişisel algılamamayı öğretebilmek. Kızım, çocuklarım hayata karşı güçlü olsunlar istiyorum. Bu gibi olaylar onları güçlendirecek ama biz onlara her zaman yanlarında olduğumuzu hissettirebilmeliyiz.

Meryem okuma ve yazma konusunda sene başından bu yana o kadar çok ilerledi ki Emre de ben de bu durum ile gurur duyuyoruz. Kolay okuma setleri ve birinci seviye kitaplar ona çok basit geliyor artık. Birlikte büyük kitapları okumaya başladık. Bu konuda tek problemimiz canının çok çabuk sıkılması. Noel tatilinden beridir okul zamanları iki, okul olmadığı zamanlar dört kitap okuma kuralımızı devam ettiriyoruz. Artık daha zor kitaplara geçtik. Eğer kitap uzunsa tek bir kitabı iki kitap olarak sayıyorum. Nedense ara ara meşhur kavgalarımızı etmeden gitmiyor bu iş. Meryem okumak için ya çok kolay kitapları getiriyor ya da benim ona birkaç kere kitap okuması gerektiğini hatırlatmam gerekiyor. Bazen çok yorgun oluyor ve ona zorla okutuyormuşum gibi hissediyorum ama bu kadar kısa bir zamanda bu kadar hızlı gelişmesinin en büyük sebebi bu hiç aksatmadan devam ettiğimiz okuma saatlerimiz. Bunun bir alışkanlığa dönüşmesini istiyorum ancak kitap okumaktan nefret etsin istemiyorum. Sonuç olarak öğretmeni de biz de Meryem'in performansından çok memnunuz. Senenın başında daha alfabenin harflerini bile doğru düzgün bilmiyordu. O zaman ne kadar endişeliydim acaba okumayı öğrenebilir mi diye.

Matematiksel düşünme konusunda da beni epey saşırtıyor. Kendi kendine daha okulda yapmadan ikişer saymayı öğrendi. 10'luk sayı sistemi hakkında aşağı yukarı bir bilgisi var. Şekil bulmacaları konusunda zaten çok iyi. Yaşına göre ortalamanın üzerinde bir satranç oyuncusu. Kuralları, ilişkileri çok çabuk gözlemliyor. Geçen gün ona dokuzlarla toplama işleminin kolay yolunu anlatmak istedim ve sadece iki tane örnek vermem yeterli oldu. İşin mantığını hemen kavradı.

Meryem ile iligi en büyük problemimiz içsel motivasyon sorunu. Çok çalışmaktan, aynı şeyi defalarca yapmaktan sıkılıyor. Ancak başarının anahtarı kararlılık ve tekrar. Geçen gün resim çiziyordu, Çizdiği resim istediği gibi olmayınca hemen sinirlendi. Ben ise ona zamanla gelişeceğini anlatmaya çalışıyordum. Bana "Hiç çalışmayım ama her şeyde iyi oluyum istiyorum." dedi. Aslında bu onun şu anki durumunu çok iyi özetliyordu. Çok hırslı, herşey de başarı elde etmek istiyor ama iş çalışmaya gelince sürekli ve düzenli bir çaba göstermek istemiyor. Ara başarısızlıklar onu hemen hayal kırıklığına uğratıyor. Bu durum ise bizi üzüyor ve endişelendiriyor. Çünkü ne kadar akıllı, yetenekli olursan ol eğer gerekli çabayı göstermezsen hiç bir yere gidemezsin. Mesela en son karne döneminde jımnastik öğretmeni çok yetenekli olduğunu ama ilerlemek için çok bir istek göstermediğini söylediler. Kızım için yapabileceğimiz en önemli şey ona kararlı olabilme özelliğini kazandırma ve emek olmadan başarı beklemenin boş olduğunu ona anlatabilmek. Bu konuda nasıl bır yöntem izleriz ve nasıl başarıya ulaşırız çok bır fikrimiz yok ama bu sene için en büyük hedefimiz bu davranışın temellerini atabilmek. Amacımız Meryem'in ödül odaklı motivasyonu içsel motıvasyona dönüştürebilmek?

Ondan kendi hedeflerini koyabilsin istiyorum. Şu andan değil kendi hedefleri beninm hedeflerimiz bile kabul etmekte zorlanıyor. Meryem için hedef öğretmeninin gösterdiği beklediği ile sınırlı. Yazması gereken kelimeler listesi öğretmeninin 25 hedef kelimesinin ötesine geçemiyor. Sayma sisteminde 110'un üzerindeki sayılara çıkmak istemiyor. Kendi kafasına göre bir otorite belirliyor ve öğrenmesini  o otoritenin beklentileri ile sınırlıyor. Benimse isteğim dış otoritelerin sınırlamlarından bağımsız bir öğrenme isteğini içinde büyütmesi.

Bütün bunların yanında çok basit ve çok sevimli istekleri var. yumuşak peluş hayvanları çok seviyor. mesela yüz tane peluş hayvanım olsun istiyoru diyor. Ayrıca kendime ait bir oda istiyor. odasında iki katlı bir ranza olacak. bu ranzanın alt katında sadece peluş hayvanları olacakç ıstediğinde onların arasına gömülüp uyuyacak. Sonra lego pronjerlerini bozmadan sergileyebileceği bir oyun odası olsun istiyor. Ayrıca içerisinde çiçekler ve meyve ağaçlarının olduğu geniş bir bahçe. Bir de bir sürü tavşan.

Büyüyünce beyin cerrahı mı olsam yoksa bahçıvan mı? Veteriner de olabilir. En son üniversite çocuk gelişim uzmanı olmaya karar vermişti.

Canım kızım iyi ki doğdun ve iyi ki varsın! Bir gülüşün ile içimizi aydınlatıyorsun. Çantandan, çekmecelerinden bana yazdığın ve bana hiç vermediğin notları bulunca içim kıpır kıpır oluyor. Daha dün dolabından elime üzerinde "I love you mom" yazılı not düşüverdi ve bir anda içimi aydınlattı. Aklında ve kalbinde olduğunu bilmek çok güzel. Seni çok seviyorum!

30 Aralık 2014 Salı

Canım Oğlum Üç Yaşında!

2011 senesinin Kasımından bu yana üç sene geçti. Oğlum üç yaşını doldurdu. Bu geçen üç yılın her anı için ne kadar şükretsem azdır. Oğlum sen bizim gün aydınlığımız, hayat neşemizsin. Senin enerjin, neşen, o alaycı tavırların, her şeyde komik birşeyler bulman ve her ne yapıyorsan mutlaka sana özel bir parça katman ile sen tamamen kendine özel bir çocuksun. Senin her geçen gün büyümeni izlemek bir o kadar güzel bir o kadar da gurur verici. En büyük korkum bu anların değerini tam olarak bilememek. Senin bu yaşındaki görüntün hafızama öyle derin kazınsın ki hiç silikleşmesin istiyorum. Sahip olduğun enerji, her zaman pozitif ve kararlı tutumun hiç bir zaman değişmesin istiyorum.

Doğum gününü doğum gününün olduğu günde kendi aramızda kutladık. Daha aylar öncesinden sen o anı büyük bir heyecanla bekliyordun. Her doğum gününe gittiğinde bana kendi doğum gününü sordun. Ben de sana doğum günü geçecek kişileri sayarak doğum gününe ne kadar zaman olduğunu anlatmaya çalıştım. Ela'nın doğum gününde sonra sana geleceğini ezberlemiştin artık. Bana doğum gününde blueberry cake istediğini söyledin. Yani yine kendine özel bir istekte bulundun. Benden mavi kek veya pembe kek veya üstünde araba resmi olan kek istemedin. Benden yaban mersinli kek istedin. Hangi çocuk böyle bir istekte bulunur ki?  Ben doğum gününün olduğu gün blueberry cake almadım çünkü yaban mersinli doğum günü keki hiç görmedim. Daha sonraki günlerde istediğin gibi blueberry muffin aldım ama.

Doğum gününde sana söylemeden çikolata kaplı dondurmalı pasta aldım. O pastayı da çok sevdiğini biliyordum. Sonra evde bulduğum tepesi kırılmış Meryem'in doğum gününden kalma 5 rakamı şeklindeki mumu pastanın üzerine koyduk. Biz Meryem ile senin pastanı hazırlarken sen babanın odasında birşeyler seyrediyordun. Seni içeriye çağırınca gelmek istemedin. Seni ikna edip içeriye getirmek biraz zaman aldı ama pastayı ve mumu görünce gözlerin hemen parlayıverdi. Çok heyecanlandın.  "Bugün benim doğum günüm" diye sordun heyecanla. Sanki bu anı bekliyordun hep. Ve herşeyden güzeli bu küçücük kutlama sana yetmişti. Başka doğum günlerinde benim doğum günüm geçti dedin sadece. Hiç bir daha olsun diye istemedin, hediye istemedin. Başka çocuklar gelsin istemedin. Bir küçük pasta ve bir mum seni mutlu etmeye yetmişti. İşte senin en çok bu yanını seviyorum. Neyin olmadığı değil, neyin olacağı değil sen anı doyasıya yaşıyor ve sahip olduklarınla mutlu olmasını biliyorsun oğlum.


Bu sene kendini kelimelerle çok güzel anlatır oldun. Bizimle konuşurken veya birşeyleri anlatırken bizimle sadece olayları değil sana hissettirdiği duyguları da paylaştın.  Mutluluğun yüzüne yansıyan kocaman gülümseme ile bize yansıdı hep. Arabada giderken öyle kendi kendine bir şeyler düşünür sonra durup dururken bana sevip sevmediklerinden bahsetmeye başlamanı çok seviyorum mesela. "Ben bugün okulda uğur böceği gördüm. Ben uğur böceklerini çok seviyorum. Bir de danaları çok seviyorum. Bir de kartalları çok seviyorum"

Kendi içinde oluşturduğun bir mantık zinciri ile yaptığın gözlemlerini paylaşmanı seviyorum.
"Bizim kanadımız yok, biz uçamayız. Kartalların kanatları var onlar uçabilir. Uçakların kanatları var. Uçaklar uçabilirler. Ördeklerin kanatları var onlar uçabilirler. Danalar uçamaz çünkü kanatları yok." Ben oradan seni biraz zorlamaya çalışıyorum. Sana peki ya tavuklar deyince öyle havadan atmasyon cevaplar vermiyorsun. Çok net bir şekilde "tavukları bilmiyorum" diyebiliyorsun. Gelişmenin en önemli yanlarından birisi ne bildiğinin farkında olmak kadar ne bilmediğinin de farkında olmak değil mi?

Hayal gücünün derinliğini seviyorum. Çabucak kendine hayalinde karakterler yaratıp bambaşka bir dünyaya dalabiliyorsun. Bir ekmeğe bakıp ekmeği bir balık olarak veya bir gemi veya bir uçak olarak görebiliyorsun. Tuvaletten çıkınca elini yıkamazsan seni kurtlar yer deyince gerçek olacak fikri ile korkup endişelenebiliyorsun. Filmlerden gördüğün karakterler hemen arkadaşın oluyor veya sen film kahramanı oluyorsun. Batman bir aralar favorindi. Bana battaniyeyi sırtına pelerin şekilden bağlatıp az evin içinde turlamadın. Batman pijaması aldığımızda ne kadar mutlu olduğunu anlatamam. Bir de Batman maskesi aldığımızda kaç kere okula o maske ve pijama ile gitiin. Okulun içerisine kadar masken takılı bir şekilde gidiyor ve şöyle bir arkadaşlarına öğretmenlerine göründükten sonra ister istemez hayal dünyandan çıkıp arkadaşlarının arasına karışıyordun. Şimdilerde favorin He-Man. Sana yumurtanı yersen He-Man olursun deyince o gözündeki parlama ile yumurtayı hızlı hızlı ağzına atışın gözümün önünden gitmiyor. Gerçekten He-Man olma amacı ile o yumurtayı yediğin o kadar belliydi ki. Kendine legolardan He-Man kılıcı yapıyor sonra o yaptığın kılıcı He-Man gibi arkana koyup kılıcın kırılmasın dökülmesin dikkati ile yürüyorsun. Ara ara yanımıza gelip büyük bir dikkatle kılıcı sırtından çıkarıp He-Man taklidi yapmak seni epey bir oyalıyor. Geçen gün Meryem ve seninle maske yaptık. Sen tavşan olmak istedin. O tavşan maskesi bir kaç gün yüzünden çıkmadı. Evde, okul koridorlarında tavşan olarak dolaştın bir süre. Benden havuç isteyip tavşan gibi havuçları kemirirken maskenin kağıttan dişleri ıslandı doğal olarak. Yanıma gelip "maskem kırıldı" diye ağlamaya başlayınca hemen maskeni tamir edip, dişlerini bantla sağlamlaştırıp maskenin ömrünü uzattık.



Bir de hayal gücünde düşündüğün korkunçlar var. Legodan yaptığın bir oyuncağı gece yatmaya giderken sehpanın üzerine bırakırken "kimse almasın ama, korkunç da almasın" diye sıkı sıkı tembih ediyorsun. Bu korkunç nedir, senin hayal dünyanda neye benziyor pek bilemiyorum ama bir şekilde senin zihnini meşgul ediyor. Evin karanlık bir yerine özellike bizim yatak odasına tek başına gitmeden önce seni ikna edebilmek gerekiyor. Ben hiçbir şey yok annecim bizim evimiz burası ama diyorum sen yine de bir kaç kere soruyorsun "korkunç da yok" diye. Hayır korkunç da yok oğlum.

Senin meraklı olmanı seviyorum. Geçen gün seninle ve Meryem'le kısa süreli bir doğa yürüyüşüne çıktık. Bir ağacın üzerinde gördüğün kuş yuvasına dikkatle baktın. Daha yakından görebilmen için seni kucağıma aldım. Sonra bir kuru çiçek. Baş vermiş, tohuma durmuş. Size gösterince sen çiçeğin yanına gittin. Elinle dokundun, inceledin bir süre. Sonra bana sen göstermeye başladın. Başka bir kuru çiçeğe yumuşak bir şekilde dokunup dikenli olup olmadığını kontrol ettin.  Bir şeyleri keşfetmek, incelemek, anlamak sanki senin işin. Geçen gün tuvaletini yaparken sifona arka arkaya bastığın için sifonun deposunda su kalmamış. Bana anne bozulmuş dedin. Ben sana bozulmamış sadece deposunda su kalmamış deyinca depo ne demek diye sordun. Sana tuvaletin arkasındaki sifonun deposunu gösterdim. Bir süre baktın. Sonra bana hemen açıklamaya başladın. Su buraya geliyor, sonra buradan buraya diye suyun borulardan depoya doluşunu sonra tuvalete dökülüşünün mekanığını açıkladın iki dakikada hemen.

İlgili ve dikkatli olmanı seviyorum. Bir anda birden fazla şeye odaklanabiliyorsun. Daha çok küçükken bu özelliğini Sevil de farketmişti. Sen bahçenin bir köşesinde oyun oynarken biz biraz ötede başka birşeyler yapıyor olabiliriz. Sen yaptığın şeyi bırakmıyorsun ama yan gözle öte tarafı da takip ediyorsun. Her ne yapıyorsan o yaptığın şeyi tamamladıktan sonra bizim yaptığımız şeyi yapmaya başlıyorsun. O yüzden senden birşeyler kaçırmanın gizlemenin pek bir olasığı yok.

Tabii bu aşırı dikkatli tavrın  bizim Meryem ile anne-kız özel anlarımızın baş engeli oluyor. Evde senden gizli saklı birşeyler yapmanın imkanı yok gibi. Bu konuda en büyük çözüm sıranın sana geleceğini sana anlatabilmekte. Meryem ile satranç oynarken senin satranç tahtasını yerle bir etmene engel olmak için bazen Meryem'in odasına kaçıyoruz. Sen bir süre bana satranç setini getiriyor ve "bizim odaya gidelim, kapayı örtüp satraç oynayalım mı anne?" diye soruyorsun. Tabii oğlum sen yeter ki iste. Sorunlar her zaman bu kadar kolay çözülmüyor tabii. Özellikle Meryem ile kitap okuma saatlerimizde kıza yapmadığın eziyeti bırakmıyorsun. Yani ilginin Meryem'in üzerinde olması seni içten içe hırslandırıyor. Nedense ayağın yanlışlıkla Meryem'in suratına çarpıyor. Bir bakmışız Meryem'in kafasına vurmuşsun. Meryem'i senden korumak için epey bir emek harcamak gerekiyor. Bir de unutmuyorsun. İçinde o anın acısı, hırsı oturduysa onu bir şekilde çıkarıyorsun. Özellikle Meryem'den. Durup dururken kıza indirdiğin tokatlara kız da alıştı artık. Bu hırs tabii öğrenmen açısından epey bir olumlu oluyor. Meryem kitap okuyor diye sen alıyorsun kitapları eline bana kelimeleri gösterip bana soruyor sonra benim arkamdan sen de tekrar ediyorsun. Meryem ipad'de yaşına göre oynadığı oyunları sen tam olarak yapamasan da sırf Meryem yapıyor diye açıyorsun.

Merakın, ilgin, uzun süreli odaklanabilme özelliğin ve kararlı tutumların öğrenme yansıyor. Yeni şeyleri hızlı bir şekilde öğreniyorsan. Öğrenmedeki anahtar kelimeyi biz artık Meryem'e ne kadar tekrarladıysan sen içselleştirdin. Yeni bir şey gördüğünde veya Meryem'in kendini geliştirmesi gereken bazı özellikleri hakkında konuşurken sen orada hemen bilmiş bilmiş "practice yapmalısın Meryem" diyorsun.  Meryem evde jimnastik alıştırmaları yaparken sen de Meryem'in yaptığı hareketleri kendi seviyene göre yapabilmeye başaldın. Jimnastiğe gitmeden kendi kendine takla atmayı başardın. Split konusunda yakında Meryem'e yetişeceksin. Şu anda seni jimnastiğe göndersek biliyorum ki büyük bir hızla ilerleyeceksin. Okulda bir kere Yoga yapmışsınız sonra gelip o hareketlerden bazılarını evde tekrarlamaya başladın. Meryem ile ağaç pozu sırasında dengede kalma konusunda yarışıyorsunuz. Bir de tabii  flamingo olmayı çok seviyorsun. Dün akşam ben yoga yaparken hemen hemen bütün hareketleri üşenmeden dikkatle yapmaya çalıştın. Birlikte ağaç olduk, kapı olduk, sfenks olduk. Bu benim için çok keyifli oldu. İkimizin bir arada tam olarak Yoga yapacağı günün heyecanı içimi sardı.

Etken ve öncü tavırlarını seviyorum. Yapılması gereken bir iş varsa hiç beklemeden hemen yapmak için atılıyorsun. Tabii bu iş konusunda istekli olman gerekiyor. Eve dağıtılmış oyuncakların toparlanmasından kaytarmalarını buna dahil etmiyorum. Bir yere gittiğimizde öyle çekingen bir şekilde köşede beklemiyorsun. Ne istediğini söylüyorsun ve bazen diğer çocuklara öncülük yapıyorsun. Çok çabuk oyun başlatabiliyorsun. Dışarı top oynamaya gidelim mi? Sen hazır bekliyorsun. Bir süre top oynadıktan sonra hadi yürüyüş yapalım diyorsun ve birlikte yürüyüş yapıyoruz. Koşmaya çıkacağım ben dediğimde sen ben de geleceğim  diyorsun ve gerçekten de çok yorulsan bile benimle birlikte koşuyorsun. Önemli olan sana yapılacak işi iyi tanımlayabilmekte. Bazen o kadar heyecanlanıyorsun ki beni beklemek yerine kendi başına yapmaya çalışıyorsun. Bu pazar kek yaparken unu masaya dökmene kızdım ama istedim ki beklemen gerektiği zamanlarda beklemeyi bil.

Maskulen olduğun kadar bir o kadar da naif ve hassas tavırlarını seviyorum. Bir bakıyorum elinde kılıcın ile He-man olmuşsun. Kavga etmeyi, güreşmeyi çok seviyorsun. Hadi dövüşelim diyorsun bazen. Taekwando veya karate sana uygun sporlar aslında. İçindeki o kava etme isteğini nötürlemek gerekiyor ara ara çünkü. Bu durumdan en çok Meryem nasipleniyor. Bu kavgacı ve saldırgan tavırlarından bir kaç dakika sonra bakıyorum dans etmeye başlamışsın. Dans ederken Meryem'in elbiselerinden birisini giymek hoşuna gidiyor. Sanırım elbiselerle ile dönmek sana eğlenceli geliyor. Batman olduğun pelerin bir anda Elsa'nın pelerini olabiliyor. Güzel bir çiçek gördüğünde hassas bir şekilde dokunup, kokluyorsun. Sabahları dışarı çıktığımızda güzel havayı içine içine çekip hava ne kadar güzel değil mi diye benimle sevincini paylaşıyorsun.

Koruyucu ve şefkatli tutumunu seviyorum. Meryem ile özel bir ilişkiniz var. Ne kadar oyun oynarken kavga etseniz de ve sen içindeki dövüşme istediğini Meryem üzerinde göstersen de Meryem de sen de birbirinize çok bağlısınız ve ben bunu çok seviyorum. Meryem'i okula bırakırken önce ben sonra sen Meryem'e sarılıyorsun. Eğer Meryem'e güle güle demediysen içleniyosun. Bir bebek gördüğünde yavaşça bebeğe yaklaşıp bebeğe bakıyorsun. Eğer bebek uyuyorsa bizi uyarıyorsun sessiz konuşalım diye. Benim karnımda bebek olduğunu öğrendiğin günden beri bebek hep aklında. Bir yerde bebek gördüğünde burada iki bebek var diyorsun. Yani şimdiden karnımdaki bebeği saymaya başladın. Karnıma dokunuyor, ben bebeği sevdim diyorsun. Yatakta seni kucağıma oturtacaktım ama beni uyardın bebek var diye. Ben bebeğin üstüne oturmak istemiyorum dedin. Geçen gün öğlen yatağa uzanmış yatıyordum. Yanıma geldin ve anne sen hastasın diye benimle ilgilenmeye başladın. Başımı dizlerine koyup bana sarılman ve senden bir süre bana özel ilgi görmek çok hoşuma gitti doğrusu.

Ne kadar sık olmasa da seninle özel vakit geçirmeyi seviyorum. Birgün Meryem'i okul otobüsüne bıraktıktan sonra senin okula gitme ruh halinde olmadığını farkettim. Senin duyguların yapmacıksız, gerçekçi. Eğer olmadık şeye ağlıyor veya olmadık şeye takılıyorsan biraz zaman ihtiyacın olduğunu artık çok daha iyi biliyorum. Seni okula böyle mutsuz bırakmaktansa seninle biraz daha fazla zaman geçirmenin daha iyi olacağını düşündüm. Birlikte Biggby kafeye gidip kahvaltı yaptık ve ilk o zaman farkettim seninle birebir vakit geçirecek kadar büyüdüğünü. Sana sıcak çikolata aldım, kendime kahve ve bir de beraber yemek için bagel aldım. Aslında saat 9:30'a yetişmesi gereken bir işim vardı. Masaya oturken sana benim biraz iş yapacağımı söyledim. Sen yine gözlemci yanın ile herkese tek tek baktın. Hemen hemen herkesin bilgisayarı önünde açıktı. Bana herkes iş yapıyor ben yapmıyorum dedin. Sana çantamda olan oyun hamurunu çıkarıp verdim. Oyun hamurunu görünce hemen gözlerin parladı. Oyun hamuru ile oynamaya o kadar daldın ki ben hatırlatmasam sıcak çikolatanı içmeyi bile unuttun. Oyun hamuru, bagel derken kalkma vakti gelmişti. Sıcak çikolatandan az kalmıştı, bitir de gidelim dediğimde ben arabada içeceğim dedin. Arabaya bindik. Okula geldiğimizde sıcak çikolata kabın elinde arabadan indin. Ben senin amacını anladım o an. Bu özel anı diğer insanlara göstermek istiyordun.  Biggby çikolata kabını sınıfa kadar taşındın ve son yudumunu kendi dolabına oturup içtin. Bitirdikten sonra kabı götürüp sınıfın içindeki çöp kutusuna attın. Havanı atmıştın arkadaşlarına kendince ve bu çok hoşuna gitmişti. Bana hızlı bir şekilde güle güle deyip oyuna daldın hemen. Seninle özel 15 dakika bütün sabahımızı aydınlatmıştı. O günde sonra Biggby kafeye bir kere daha gittik. Gittiğimiz kafe yol üstünde olduğu için ara ara bana soruyorsun şekerli su içebilir miyiz diye. Ben hayır dersem ısrar etmiyorsun. Sanırım ikimizin uygun olacağı bir zamanda tekrar gideceğimizi biliyor ve bu konuda bana güveniyorsun. Ve ben aramızda bu güvenin oluşmuş olmasında dolayı çok mutluyum.

İşin özeti seni çok seviyorum canım oğlum. Doğum günün kutlu olsun gün ışığım...

23 Nisan 2014 Çarşamba

Meryem'in 5 Yaş Doğum Günü Kutlaması

Meryem bu sene doğum günü partisi için çok heyecanlandı. Uzun bir zamandır nasıl bir doğum günü istediğine dair veya kimleri çağıracağı ile ilgili planlar yapıyordu. Doğum gününe çağırma olayı anladığım kadarı ile sınıfında ben senin yakın arkadaşınım mesajı idi. Kesinlikle Ashley gelecekti ve hatta Ashley'in doğum günü partisinde "flower girl" olmasını istiyordu. Bunun mümkün olmayacağına ikna etmek epey bir zaman aldı. Birlikte doğum günü davet kartlarını aldık. Doğum günümüzün teması deniz kızı Ariel idi. Frozen'ı seyrettikten sonra acaba Frozen temalı mı yapsaydık diye tereddüt etmedi değil ama ben ona tercihini daha önceden yaptığını ve bu aşamadan sonra değiştiremeyeceğini söyledim. Doğum günü kartlarının yanında, üzerinde deniz kızı resmi olan bir taç ve bir kıyafet de aldık.

Çocuklar için zıplama oyun alanını doğum günü mekanı olarak belirledik.



Doğum günü planlamasına geç bir zamanda başladığımız için Meryem'in doğum günü haftasının hafta sonu veya bir sonraki hafta sonu istediğimiz yer müsait değildi. Sonraki iki hafta ise Emre ve benim için konferans haftalarıydı. Mecburen doğum gününü gerçek doğum gününden bir ay sonrasına planlamak durumunda kaldık. Aslında bu durum iyi oldu çünkü bize hazırlıklar için yeterli zaman verdi. İlk defa bu kadar detaylı bir planlama yapıyordum. Meryem'in kutlaması için ayrı bir belge oluşturmuş, davetlilerden, günün akışına ve malzeme listesine kadar herşeyi not etmiştim.

Kartları doğum gününe 10 gün kala çocuklara verdik.



25 çocuk için bir parti planlıyorduk. Okulundan 19 arkadaşını çağırdık, geri kalanlar Türk arkadaşların çocukları olacaktı. 3-4 çocuk gelemedi ama birkaç çocuk kardeşleri ile birlikte geldiği için hedef sayıya ulaştık. En önemlisi Meryem'in en sevdiği arkadaşları Ashley, Kit, Bella Fay ve Chloe gelmişti.

Doğum günü öncesi çocuklara iki tane mini hediye paketi hazırladım. Paketlerin birisinde çeşitli şekerler diğerinde ise ufak hediyeler vardı. Çocuklara hediyemiz bir tane deniz kızı süslemeli kalem, deniz hayvanı şekilli simli etiketler ve tangram bulmacasıydı.

Doğum günü partisinde çocuklar ilk bir buçuk saatlik kısmı oyun alanında geçiridikten sonra son 45 dakikalık kısmı doğum günü odasında geçireceklerdi. Pasta ve yemeklerini yedikten sonra sıkılmasınlar diye onlara üzerinde deniz kızı Ariel'in resminin olduğu bir yap boz etkinliği hazırladım.

Yemek menümüz ıspanak böreği, makarna salatası, sebzeler, cips ve salsadan olusuyordu. Doğum günü pastasını Meijer'de yaptırdık. Beyaz krema üzerine bahar çiçekleri süslemesi yaptılar.


Emre çocuklar uyurken malzemeleri arabaya yükledi ve büyük bir telaş içerisinde yola koyulduk.

Yolda pastamızı aldık ve bizden istenildiği gibi kutlamadan 15 dakika önce kutlama yerinde olduk. Odamız bizim için süslenmişti. Hediye masası, yiyecek masası herşey belli idi. Parti başında kısa süreli bir kriz yaşadık. Ben doğum günü mumunu evde unuttuğumu sandım. Aslında unutmamışım ama o sırada bulamadım. Türk arkadaşlardan biri gidip bizim için yeni bir mum alıp geldi.

Parti sırasında Meryem hem heyecanlı idi hem de ne yapacağını tam bilmiyordu. Bir süre arkadaşları ile oynadı. Sonra bana gelip ne zaman pastasını keseceğimizi sordu. Bir an önce gerçek kutlamalara geçmek ve sonrasında hediyeleri açmak istiyordu. Ona oyunun ve arkadaşları ile birlikte olmanın tadını çıkarmasını, pasta kesme zamanı gelince ona haber verceğimi söyledim.

1 saat sonra çocuklar yavaş yavaş yorulmaya başlamışlardı. Pasta odasına geçmeden önce çocukların hep beraber fotoğrafları çekildi sonra odamıza geçtik. Doğum günü mumlarımız üflendi, pastalar kesildi, çocuklar yemeklerini ve pastalarını yediler.




Çocukların her birine partimize geldikleri için teşekkür edip hediye paketlerini verdik. Meryem kendi hediyelerini açmak istiyordu. Meryem'e eve gidince hediyeleri açacağımızı söylememe rağmen ısrarcı olunca gönlü olsun diye birkaç hediyeyi orada açtık. Gerisini eve sakladık.

Eve geldiğimizde çok yorulmuştuk ama Meryem hediyeleri açmak için sabırsızlanıyordu. Meryem heyecan içerisinde hediyelerini açarken ben ise teşekkür notu göndermek için kimin ne getirdiğini not ediyordum.


Bütün hediyeleri açtıktan sonra Meryem'den oynamak için birkaç hediye seçmesini rica ettik. Diğerlerini daha sonra oynaması için kaldırdık.

Günün sonunda Emre ile ikimiz de bu kadar büyük çaplı doğum günü kutlama olayının her sene olmaması şeklinde kararımızın ne kadar doğru bir karar olduğunu onaylarcasına birbirimize baktık.