7 Mart 2016 Pazartesi

Kitap Kurdu Meryem

Meryem okumaya başladığından bu yana bazen zorlayarak bazen kendi isteği ile hedefler koya koya okumasını epey bir ilerletti. Aslında birazcık daha sabrı olsa kalın kalın kitapları okuyacak durumda ama hala bir sabır problemimiz var. Uzun sürecek okumalar yapamıyor. Başladığı kitapların hemen bitmesini istiyor. Dolayısı ile hala uzun kitaplara başlama cesaretimiz yok.

Bir ailede anne ve babanın farklı ilgi ve yeteneklerinin olması doğal bir iş bölümü imkanı oluştururuyormuş. Bizim evde öyle önceden çok planlama yapmadan kim neden sorumlu çok iyi biliyoruz mesela. Ben daha çok çocukları dışarı götürüyor, sosyal aktivitelerini planlıyorum. Emre ise bizim teknik işler sorumlusu. Ve olmazsa olmazımız arşivleme işlerimizi yürütüyor. Meryem'in okuma ve gelişim grafikleri onun veri bankasında. Dakika başına okuduğu kelimelerin verisini bir Excel dosyasında saklıyor, grafiğe döküp Meryem ile paylaşıyor. Bu sayede Meyrem hem grafik okumayı öğreniyor hem de kendi gelişimini yakından takip ediyor.



Emre'nin Amazon.com sitesinde Meryem adına açtığı bir hesap var. Meryem'in okuduğu kitapları burada işaretliyor. Meryem hemen hemen bütün bu kitapları 5 yıldız üzerinden değerlendiriyor.


Geçen haftaki iki günlük kar tatili Meryem'i küçük bir kitap kurduna dönüştürdü.  İki gün içerisinde 20'den fazla kitap okudu. Okuduğu kitapların yüksek bir tepe oluşturmasından gurur duyduk hepimiz.

Babası ile bu sene için 500 kitap hedefi koydular. Bu hedefinin %25'i tamamlanmıştı bile.

Okuma konusundaki bu titizliğimiz henüz matematiğe yansımadı. Sanırım ikimiz de matematikçi olduğumuz için bu durumu hafiften alıyoruz ama çok geç olmadan matematik gelişim tablosunu da verilendirmemiz gerekecek.

2 Mart 2016 Çarşamba

Ofisimdeki Çöp Kutusu

Kar tatilleri sağolsun Meryem ile şu son birkaç haftadır epey bir ofis mesaisi yapıyoruz. Bölümdeki herkes alıştı Meryem'in yanımda olmasına. Görmedikleri zaman küçük yardımcın nerede diye soruyorlar. Bir de tabii ne kadar iyi huylu bir çocuk olduğundan bahsediyorlar. Meryem ofise benimle geldiğinde ben ona ne dersem onu yapıyor. Bir gün sabah 10'dan öğleden sonra 2'ye kadar ardı arkası toplantım vardı. Hiç sesini çıkartmadan masamda oturup kendi başına vakit geçirdi. Biraz hikaye dinlemiş, biraz bölümdeki matematik oyun malzemeleri ile oynamış. Bana mektup yazmış, resim yapmış. Bir şekilde vakit geçirmişti.

Ofiste birlikte vakit geçirdikçe benim rutinlerimi, bölümdeki hangi odanın hangi amaçla kullanıldığını, malzemelerin yerlerini ve amaçlarını iyice öğrendi. Masamın hemen yanı başındaki minik çöp kutum mesela ofise gelir gelmez ilk baktığı şey oluyor.



Bakalım annem neler yemiş diyor açarken. Sanki o küçük çöp kutusu onun burada benimle birlikte olmadığı zamanlar benim neler yaptığımı öğrendiği bir hazineymiş gibi açıyor kutuyu. Bakalım neler yemişsin diyor heyecanla.

- hmmm ne kadar da çok şey yemissin.


Her ne kadar kar tatillerinden şikayetçi olsam da Meryem'in ev haricindeki beni görüyor olmasından çok mutluyum.

Elif Yürüyor!

Elif'in birkaç haftadır çalışmaları sonuç verdi ve artık kızım yürüyor. Önce oturup kalkma ile başladı. Ayakta dengede durma çalışmalarıydı ilk hedef. Birkaç saniyelik dengeler sonra uzamaya başladı, Daha sonra elindeki oyuncakla ayakta durma denemelerine geçti. Yavaş yavaş bu denge çalışmaları adıma dönüştü ve önce bir-iki adım, sonra üç-dört ve şu anda artık yürüyor. Dün kreşten onu almaya gittiğimde odanın bir ucundan kapının oraya kadar yürüyerek geldi.

Çocuklarımın gelişmelerini hayretle ve heyecanla izliyorum. Onlarla gurur duyuyorum ama aynı zamanda biz yetişkin insanları düşünüyorum. Başarı aslında çok yakın. İnanç, azim ve çalışmak...

Kızım, umarım hayatının her aşamasında mutluluğun, azmin ve çalışkanlığın seninle beraber olurlar.

10 Şubat 2016 Çarşamba

Süt Anne

Bu iş görüşmeleri sırasında bir oraya bir buraya giderken kızım Elif'i sadece fiziksel olarak değil duygusal olarak da kendimden mahrum bırakıyor olmak beni üzüyordu. Anne ve çocuk arasındaki bağ çocucuğu sadece beslemekten çok da öte. Özellikle de emzirince. O tensel dokunuş benim için önemli olduğu kadar Elif için de çok önemli biliyorum. Bir haftalık yokluk Elifi'e bu tensel sıcaklığın eksikliğini hissettirmişti sanırım. İşte tam bu sırada Mehtap yardımımıza koşmuş ve kızımın süt annesi olmuştu.
Mehtap bana Elif'in ona nasıl sarıldığını ve o anki huzurunu anlatınca ikimiz de çok duygulandık. Benim için bu durum kızımın o an rahatlamasından çok daha öteydi. Kızımın artık bir süt annesi vardı. Bu çok güçlü birşeydi. Onu her zaman koruyacak, kollayacak ve onun iyiliği için dua edecek bir değil iki annesi vardı şimdi. ve bu ne kadar değerli birşeydi. Bu iş görüşmeleri benim için çok iyi sonuçlanmasa da kızıma bir süt anne kazandırmıştı.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Elif'den Ayrı Geçen Geceler

Bu ay kızımla ilk ayrılıklarımızı yaşadık. İş görüşmeleri dolayısıyla önce Northern Iowa üniversitesi için Cedar Falls'a, sonra Illinois State Üniversitesi, Normal Bloomington'a en son da dün Northern Kentucky Üniversitesi görüşmesi için Cincinati/Kentucky'e gittim. Bu görüşmeler o kadar üst üste oldu ki Emre evde üç çocukla ben yollarda çok yorulduk. Umarım birisinden veya birkaçından güzel haberler alırım. Bütün bunlar olurken sadece görüşmelerin değil Elif'i arkada bırakcak olmanın sıkıntısı vardı. Bilge bebekken onu gittiğim iki konferansa yanımda götürmüştüm ama iş görüşmeleri konferanstan çok daha yoğun oluyor. Sabah erken saatte başlayıp akşam 8'e, 9'a kadar sürdüğü oluyor. Yani bu kadar uzun bir süre ne Elif'i bilmediğim bir bakıcı ile barakabilirim ne de bakıcıya para yetiştirebilirim. Ayrıca Bilge'yi yanımda götürdüğümde çok zorlanmıştım. Bakıcılara tam güvenemiyorsun. Sosyal etkinliklere katılmak yerine bir an önce çocuğunun yanına gitmek istiyorsun. Epey bir zor olmuştu. 

Neyse ki ek gıdaya başladığımız bir dönem. Elif'e bir kaç aydır ek gıda veriyorum. Önceleri tükürdü istemedi ama şu anda hemen hemen herşeyi yiyor. Öyle ilk aylarda olduğu gibi sürekli süt yetiştirme stresi yok. Ama özellikle Iowa ve İllinois arka arkayaydı ve o görüşmelerden önce dolaba gidip gidip buzluktaki süt deposunu kontrol ediyordum. Acaba yeterli olacak mı, süt biterse ne olacak endişesi ile. Hatta ara tatilde formula bile denemeye çalıştım. Süt biterse şimdiden içmeye alışşına diye ama istemedi. Şimdi bu görüşmelerin hepsi bitti ve korktuğum hiç birşey olmadı. Elif geceleri ağlayarak geçirmedi, gece acıktığında biberona itiraz etmemiş. Dolapta hala yeteri kadar süt depomuz var. Okulda biraz daha fazla öğretmenlerine sarılmak istemiş ama genel olarak mutluymuş. Aslında o kadar endişelenmem yersizmiş ama annelik duygusallığı işte insan engel olamıyor.

Ben ise bu arada daha profesyonel bir anne oldum. Süt pompam hep yanımaydı. Gittiğim otellerde ilk işim süt sağıp otel görevlisinden buzlukta saklamasını rica etmek oluyordu. Otelden çıkmadan aynı şekilde. Gün içerisinde süt sağmamış olsam bile sabah sağdığım için o kadar rahatsızlık duymadım. Akşam vakit biraz ilerleyince biriken süt rahatsız etmeye başlasa da o kadar kötü olmadı. Süt poşetlerinin biri hariç hepsi donmuş olduğu için yol boyunca rahatça taşıyabildim. Uçaklara inip bınerken hostesleren sütleri buzlu bölmede tutmalarını rica ettim. En son artık Kentucky dönüşü havalanı bekleme süresi uzayınca aile tuvaletlerinin birinde süt bile sağdım. Arkadaşımın verdiği saklama kabı ve içine önceden koyduğumuz buzlarla uzun bir bekleme süresine rağmen Elif için depoladığım sütleri bozulmadan getirebildim. Bir dahaki seyahatlar için kullanılmak üzere buzlukta boşalan rafları yenisi ile doldurmuş oldum. 

Bilge'yi yanımda konferanslara götürdüğümde anne olarak benim için rahat ediyordu ama şimdi düşününce aslında o kadar iyi bir karar olmadığını çok iyi görüyorum. Çocuklar alışık oldukları ortamda ve alışık oldukları insanlarla daha huzurlu oluyorlar. Elif bu ilk ayrılık günlerimizi yabancı bir otel odasında ilk defa göreceği bir bakıcı ile geçirmek yerine evimizde veya kreşte, babası veya öğretmenleri ile beraber geçirerek  çok daha huzurlu bir şekilde atlatmıştı.