Bu blog doktora yaparken çocuk yetiştirmenin zorluklarının yanında ne tam zamanlı anne baba, ne tam zamanlı öğrenci ne de tam zamanlı bir çalışan olamamanın verdiği rahatsızlığın bir ürünü. Çocuklarımız çok büyümeden ve zaman elimizden daha fazla akıp gitmeden birşeylerin notunu biryerlere düşme isteği aslında. Bir nevi bizim ailemizi konu alan bir tez çalışması. Hiç bir zaman tam yapılandırılamamış ve hep yeni hedefler içeren.
18 Ağustos 2014 Pazartesi
Paylaşma
Geçen Cumartesi Emre bir arkadaşının veda yemeğine katılmıştı. Akşam yemeğine yeni bir şeyler hazırlamak yerine evde önceki günlerden olan yemekleri ısıtarak Meryem ve Bilge'nin tabağına koydum. Kendime ayrıca bir tabak koymadım çünkü çok aç hissetmiyordum ve bir de çocukların tabağından yerim diye düşündüm. Meryem hemen yemeğini bitirip kalktı, yemek sonrası patlamış mısır için sabırsızlanıyordu. Bilge her zamanki gibi kendi hızında biraz konuşarak biraz etrafı seyrederek yemeğini yiyordu. Ben bir yandan onunla sohbet ediyor bir yandan da onun tabağından yiyordum. Sanırım onun tabağından yeme işini biraz abartmıştım. Bilge benim onun tabağından bu kadar çok yememe şaşırmış bir şekilde bana dönerek "sen ne kadar çok benimle paylaşıyorsun" dedi. Aslında demek istediği ne kadar çok benim tabağımdan yiyorsundu ama onun kelime hazinesinde bu paylaşma demekti. Ben ise ona benimle yemeğini paylaştığı için teşekkür ederek cevap verebildim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder